Hayalimiz Her Köşe Başında İşaret Dili Tercümanı

Hayalimiz Her Köşe Başında İşaret Dili Tercümanı

 

Türkiye’de üç milyon engelli var. İşaret dili tercümanı sayısı ise oldukça düşük. İşitme engelliler sosyal hayata katılma ve hizmet alma noktasında çok fazla zorlukla karşı karşıya kalıyor. İşitme engellilerin yaşadığı zorlukları, yapılması gerekenleri, çözüm önerilerini İşaret Dili Tercümanları Derneği Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığında uzman olarak görev yapan Banu Türkuğur Şahin ile konuştuk.

Klasik bir soruyla başlayalım. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Banu Türkuğur Şahin kimdir?

İşaret Dili Tercümanları Derneği Başkanıyım, aynı zamanda Sağırlar Konfederasyonu Başkan Yardımcısıyım. Bunların yanı sıra Cumhurbaşkanlığında Danışmanlık görevim var. Sessiz Gazete ve Engelsiz Beştepe’nin de görünen yüzüyüm.

İşaret dili tercümanlığına nasıl başladınız?

İşaret dili tercümanlığına herhalde çocuklukta başladım diyorum çünkü hatırlamıyorum. Annem ve babam işitme engelli olduğu için büyük bir ihtimalle anne ve babama tercümanlık yaparak başlamışımdır.

Derneğinizin faaliyetlerinden bahsetmenizi istersek neler anlatırsınız? Birçok derneğin var olduğunu da görüyoruz.

Birçok çanta diye tabir ettiğimiz dernek var. Ancak resmi anlamda işaret dili tercümanlığının mesleki açıdan gelişimine örnek olan birkaç tane işaret dili tercümanları derneğini biliyorum. Bunlardan biri Gaziantep’te; bizim küçük şubemiz gibi bir de biz Türkiye genelinde bu sektöre hizmet eden iki kuruluşuz. Derneğimizin 200’e yakın üyesi var. Bu sayı tabii az. 3 milyon sağır vatandaşa 200 tercüman ne kadar yeterli? Ama elimizden geldiğince yetmeye çalışıyoruz.

İşitme engellilerde eğitime erişimde bir problem var. Sizin bu konuda önemli çalışmalarınızın olduğunu biliyoruz.

Evet eğitime erişme konusunda sağırların çok büyük problemleri var. Ülkemizde yurt dışındaki gibi bir eğitim sistemi yok. Çift dilli eğitim sistemi sunulmuyor. Sadece sözel eğitim var. Öğretmenlerimiz işaret diline vakıfsa total sağır olan çocuk bir şekilde bilgiyi alabiliyor. Ama öğretmenimiz işaret diline vakıf değilse çocuğun destek alması gerekiyor ki okuma yazmayı daha rahat öğrenebilsin. Eğer ebeveyni sağırsa anadil olarak çocuğa işaret dili geçiyor ve okula başladığı zaman işaret diliyle de eğitim alamadığı için-biliyorsunuz işaret dilinin grameri Türkçeden farklı- gramer çatışması yaşıyor ve Türkçeyi öğrenemiyor. Türkçe yazmayı öğreniyor ama anlayamıyor. Okuyor ama anlayamıyor. Böyle sorunlar var. Verilere bakıyoruz, maalesef ki üniversiteye girme oranları 1000’de 3. Bu çok acı bir rakam.

Neler yapılmalı?

Sağırlar hep sıkıntılarını dile getiriyorlar ama hiçbir zaman çözüm önerileriyle gitmedikleri için çözüme ulaşılamıyor. Biz duyanlar engellilerin hayatının ne kadarını bilebiliyoruz? Bilemiyoruz. Yaşadığı sıkıntıyı, ona neyin iyi gelebileceğini tam bilemiyoruz. Yurt dışında birçok örnek pilot uygulama var. En basiti geçen sene BM’de bir tavsiye kararı alındı. Sağırların görüşü alınmadan hiçbir karar alınmasın deniyor. Onlar için uygun olanı bence onlara da sorulmalı, bir karar alınırken onlardan da bir temsilci bulunmalı. Bugün eğer okullarda çift dilli eğitim konulsa, ilerleyen eğitim yılında bence gelişme göstereceklerdir. Çünkü çok akıllılar, çok becerikliler.

Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl Türkiye’nin organize ettiği en büyük etkinlik olan Deaflympics (İşitme Engelliler Olimpiyatları) ülkemizde düzenlendi. İşitme engelli sporcularımız tarihi bir başarı elde ederek 50’nin üzerinde madalya kazandı. Bu süreçte derneğinizin İşitme Engelliler Spor Federasyonu ile işbirliği oldu mu? Sporun eğitime pozitif yönde bir etkisi var mı?

Evet biz federasyonla sürekli irtibat halindeyiz. Sporun muhakkak çok önemli etkileri var. Başta sosyalleştirici etkisi var. Eğitimde başarılı değil belki ama sporda başarılı. Onlar için mutluluk ve motivasyon kaynağı.

Samsunda herkes, esnafından öğrencisine kadar olimpiyatlar döneminde işaret dilini öğrenip konuşmaya çabaladı. Bir anda kentin de havası değişti. Daha fazla insanın bu dili öğrenmesi için ne yapılmalı? Siz ne öneriyorsunuz?

Samsunda Olimpiyatlar esnasında  ben bir röportaj verdim; orada da söyledim. Biz kodaların (işitme engelli ailelerin çocukları) bir hayali vardır. Her sokak köşesinde işaret diliyle konuşan insanlar hayal ederiz. Ve ben Samsunda bunu yaşadım. Bütün şehir işaret diliyle iletişim kurmaya çalışıyor. Koca bir şehirde milyonlarca sağır. Güzel bir görüntüydü. Bunun yaygınlaşması için seçmeli ders olarak müfredatımıza koyabiliriz. Üniversitelerde zaten var işaret dili dersi. Özellikle işitme engellilerin en büyük sıkıntısı televizyonlardaki kanallarda tercüman olmaması. Öyle bir sistem gelmeli ki dışardaki insan böyle bir dilin var olduğunu bilmeli. Belki onda da bir farkındalık yaratacak. Ama en önemlisi işitme engellinin bu hizmete ulaşabilmesi. Yurt dışındaki okullara baktığımızda, kör çocuğun yanında bir okuyucu bir yardımcı nasıl oluyorsa, sağır çocuğun yanında da tercüman oluyor. Türkiye’de belki sayısı yeterli değil ama bu olmayacak anlamına da gelmez. Pilot okullar seçebiliriz, bu uygulamayı en azından genişletebilirsin.

Limitsiz Spor Platformu olarak Spor Bakanının, milletvekillerinin, engelli spor federasyonlarının, engelli sporcuların katıldığı “Büyük Buluşma” gecesi yaptık. Bu gecenin de ana teması “Herkes Spor Yapabilir”di.

Sporu küçük yaştaki engellilere daha fazla yaygınlaştırmak için ne yapılabilir sizce?

İşitme engellilerin ve diğer engelli camialarının ben en çok spor alanında faaliyet gösterdiğini görüyorum. Birçok kulüpleri var, o kulüplere daha çok destek verildiği zaman bu spor alanı daha genişleyecektir diye düşünüyorum. Çünkü yaptıkları çok fazla bir sosyal aktivite yok. Bahsettiğim nedenlerden dolayı başka mesleklere yönelemedikleri için spor alanına yöneliyorlar. Bunları yerel yönetimler, okullar destekleyebilir.

Sponsorların desteği çok önemli bu noktada. Yardımdan öte sponsorluk ilişkilerinin gelişmesi, birbirilerinden karşılıklı fayda buldukları profesyonel bir ilişkiye dönüşmesi lazım sanki. Sizce bu noktada yetersizlikler var mı?

Kesinlikle var. Acıyarak bir şey yapmaktansa profesyonel alana taşımak gerekiyor. Bizim sıkıntımız bu.

Sayın Cumhurbaşkanımızın engelli sporcularla ne kadar ilgili olduğunu yakından biliyoruz. Sizin de yakından gözlemlediğiniz kadarıyla Cumhurbaşkanımızın engelli sporculara olan ilgisi hakkında mutlaka söylemek istedikleriniz vardır.

Sayın Cumhurbaşkanımız çok kısıtlı vakti olmasına rağmen gerçekten de engelli sporcularla ve genel olarak engellilerle çok ilgileniyor. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurmuş olduğumuz Engelsiz Beştepe Youtube kanalı var. Bu, işitme engelliler için ilk Youtube kanalıdır. Kanalda Cumhurbaşkanımızın konuşmalarını ve haberlerden haftalık özet veriyoruz. Haberlerin çevirisini yapıyoruz. İzlenme oranları da oldukça iyi. Tabii yeni yeni tanıyorlar. Biliyorsunuz işitme engelliler Youtube’ı çok fazla kullanan bir kesim değil. İnternette daha çok İnstagram ve Facebook’u kullanıyorlar.

Sessiz gazeteden bahsedebilir misiniz?

Sessiz gazete aslında iki yıldır konuşulan bir proje. Sınırlı imkanlarla çok basit bir şekilde profesyonel bir kamera olmadan, bir telefon kamerasıyla devlet kurumumuz TRT’nin modeliyle yapabildiğimiz ve Youtube üzerinden yayınladığımız işitme engellilere yönelik haber sitesi. Engelsiz Beştepe’nin Sayın Cumhurbaşkanımızın ve devletin konularının dışında daha çok engellileri de ilgilendiren bir platform. Birkaç kere canlı yayın da yaptık. Bu kanal şunun için önemli. Özellikle 15 Temmuz gecesi milyonlarca engelli o gece Türkiye’de neler olduğunu anlamadı ya da beş gün sonrasında olağanüstü hal ilan edildiğinde işitme engelliler ne oluyor diyemedi. Böyle bir proje doğma gereği duyuldu. Günde bazen 3-4 haber bazen daha fazla önemli haberler onlara aktarmaya çalışıyoruz ki onların da fikri olsun. Yüzlerce abonemiz var beğeni sayılarımız artması bile çok önemli çünkü izlenip geçilmiyor olduğunu gösteriyor. Eleştiriler oluyor. Biz de onları dikkate alıp düzetmeye çalışıyoruz. İnşallah ilerde televizyon kanalı da olur. Sessiz gazetenin isim babası İlnur Çevik Bey.

İşitme engellilerde altyazı okuma oranları düşük. Bu okuma yazma oranının düşük olmasından mı kaynaklı yoksa başka bir nedeni var mı?

Gramer farklı olduğu için Türkçeyi anlamada sıkıntı var. Yorum farkı var. İşaret dilinin grameri daha çok İngilizceye yakın, ekleri olmadığı için. Onun için Türkçede anlamada sıkıntı oluyor. Engelliler arasında en çok sıkıntı çeken grup aslında işitme engelliler. Çünkü o harflerin nüanslarını duyamadıkları için ve okuma yazmaları da o anlamda çok gelişemediği için beyin aktiviteleri de ister istemez gelişemiyor. Hizmet almada en mağdur olan kesim işitme engellilerdir.

Söyleşi : Hayalimiz Her Köşe Başında İşaret Dili Tercümanı

Türkiye’de üç milyon engelli var. İşaret dili tercümanı sayısı ise oldukça düşük. İşitme engelliler sosyal hayata katılma ve hizmet alma noktasında çok fazla zorlukla karşı karşıya kalıyor. İşitme engellilerin yaşadığı zorlukları, yapılması gerekenleri, çözüm önerilerini İşaret Dili Tercümanları Derneği Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Banu Türkuğur Şahin ile konuştuk.

Klasik bir soruyla başlayalım. Sizi daha yakından tanıyabilir miyiz? Banu Türkuğur Şahin kimdir?

İşaret Dili Tercümanları Derneği Başkanıyım, aynı zamanda Sağırlar Konfederasyonu Başkan Yardımcısıyım. Bunların yanı sıra Cumhurbaşkanlığında Danışmanlık görevim var. Sessiz Gazete ve Engelsiz Beştepe’nin de görünen yüzüyüm.

İşaret dili tercümanlığına nasıl başladınız?

İşaret dili tercümanlığına herhalde çocuklukta başladım diyorum çünkü hatırlamıyorum. Annem ve babam işitme engelli olduğu için büyük bir ihtimalle anne ve babama tercümanlık yaparak başlamışımdır.

Derneğinizin faaliyetlerinden bahsetmenizi istersek neler anlatırsınız? Birçok derneğin var olduğunu da görüyoruz.

Birçok çanta diye tabir ettiğimiz dernek var. Ancak resmi anlamda işaret dili tercümanlığının mesleki açıdan gelişimine örnek olan birkaç tane işaret dili tercümanları derneğini biliyorum. Bunlardan biri Gaziantep’te; bizim küçük şubemiz gibi bir de biz Türkiye genelinde bu sektöre hizmet eden iki kuruluşuz. Derneğimizin 200’e yakın üyesi var. Bu sayı tabii az. 3 milyon sağır vatandaşa 200 tercüman ne kadar yeterli? Ama elimizden geldiğince yetmeye çalışıyoruz.

İşitme engellilerde eğitime erişimde bir problem var. Sizin bu konuda önemli çalışmalarınızın olduğunu biliyoruz.

Evet eğitime erişme konusunda sağırların çok büyük problemleri var. Ülkemizde yurt dışındaki gibi bir eğitim sistemi yok. Çift dilli eğitim sistemi sunulmuyor. Sadece sözel eğitim var. Öğretmenlerimiz işaret diline vakıfsa total sağır olan çocuk bir şekilde bilgiyi alabiliyor. Ama öğretmenimiz işaret diline vakıf değilse çocuğun destek alması gerekiyor ki okuma yazmayı daha rahat öğrenebilsin. Eğer ebeveyni sağırsa anadil olarak çocuğa işaret dili geçiyor ve okula başladığı zaman işaret diliyle de eğitim alamadığı için-biliyorsunuz işaret dilinin grameri Türkçeden farklı- gramer çatışması yaşıyor ve Türkçeyi öğrenemiyor. Türkçe yazmayı öğreniyor ama anlayamıyor. Okuyor ama anlayamıyor. Böyle sorunlar var. Verilere bakıyoruz, maalesef ki üniversiteye girme oranları 1000’de 3. Bu çok acı bir rakam.

Neler yapılmalı?

Sağırlar hep sıkıntılarını dile getiriyorlar ama hiçbir zaman çözüm önerileriyle gitmedikleri için çözüme ulaşılamıyor. Biz duyanlar engellilerin hayatının ne kadarını bilebiliyoruz? Bilemiyoruz. Yaşadığı sıkıntıyı, ona neyin iyi gelebileceğini tam bilemiyoruz. Yurt dışında birçok örnek pilot uygulama var. En basiti geçen sene BM’de bir tavsiye kararı alındı. Sağırların görüşü alınmadan hiçbir karar alınmasın deniyor. Onlar için uygun olanı bence onlara da sorulmalı, bir karar alınırken onlardan da bir temsilci bulunmalı. Bugün eğer okullarda çift dilli eğitim konulsa, ilerleyen eğitim yılında bence gelişme göstereceklerdir. Çünkü çok akıllılar, çok becerikliler.

Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl Türkiye’nin organize ettiği en büyük etkinlik olan Deaflympics (İşitme Engelliler Olimpiyatları) ülkemizde düzenlendi. İşitme engelli sporcularımız tarihi bir başarı elde ederek 50’nin üzerinde madalya kazandı. Bu süreçte derneğinizin İşitme Engelliler Spor Federasyonu ile işbirliği oldu mu? Sporun eğitime pozitif yönde bir etkisi var mı?

Evet biz federasyonla sürekli irtibat halindeyiz. Sporun muhakkak çok önemli etkileri var. Başta sosyalleştirici etkisi var. Eğitimde başarılı değil belki ama sporda başarılı. Onlar için mutluluk ve motivasyon kaynağı.

Samsunda herkes, esnafından öğrencisine kadar olimpiyatlar döneminde işaret dilini öğrenip konuşmaya çabaladı. Bir anda kentin de havası değişti. Daha fazla insanın bu dili öğrenmesi için ne yapılmalı? Siz ne öneriyorsunuz?

Samsunda Olimpiyatlar esnasında  ben bir röportaj verdim; orada da söyledim. Biz kodaların (işitme engelli ailelerin çocukları) bir hayali vardır. Her sokak köşesinde işaret diliyle konuşan insanlar hayal ederiz. Ve ben Samsunda bunu yaşadım. Bütün şehir işaret diliyle iletişim kurmaya çalışıyor. Koca bir şehirde milyonlarca sağır. Güzel bir görüntüydü. Bunun yaygınlaşması için seçmeli ders olarak müfredatımıza koyabiliriz. Üniversitelerde zaten var işaret dili dersi. Özellikle işitme engellilerin en büyük sıkıntısı televizyonlardaki kanallarda tercüman olmaması. Öyle bir sistem gelmeli ki dışardaki insan böyle bir dilin var olduğunu bilmeli. Belki onda da bir farkındalık yaratacak. Ama en önemlisi işitme engellinin bu hizmete ulaşabilmesi. Yurt dışındaki okullara baktığımızda, kör çocuğun yanında bir okuyucu bir yardımcı nasıl oluyorsa, sağır çocuğun yanında da tercüman oluyor. Türkiye’de belki sayısı yeterli değil ama bu olmayacak anlamına da gelmez. Pilot okullar seçebiliriz, bu uygulamayı en azından genişletebilirsin.

Limitsiz Spor Platformu olarak Spor Bakanının, milletvekillerinin, engelli spor federasyonlarının, engelli sporcuların katıldığı “Büyük Buluşma” gecesi yaptık. Bu gecenin de ana teması “Herkes Spor Yapabilir”di.

Sporu küçük yaştaki engellilere daha fazla yaygınlaştırmak için ne yapılabilir sizce?

İşitme engellilerin ve diğer engelli camialarının ben en çok spor alanında faaliyet gösterdiğini görüyorum. Birçok kulüpleri var, o kulüplere daha çok destek verildiği zaman bu spor alanı daha genişleyecektir diye düşünüyorum. Çünkü yaptıkları çok fazla bir sosyal aktivite yok. Bahsettiğim nedenlerden dolayı başka mesleklere yönelemedikleri için spor alanına yöneliyorlar. Bunları yerel yönetimler, okullar destekleyebilir.

Sponsorların desteği çok önemli bu noktada. Yardımdan öte sponsorluk ilişkilerinin gelişmesi, birbirilerinden karşılıklı fayda buldukları profesyonel bir ilişkiye dönüşmesi lazım sanki. Sizce bu noktada yetersizlikler var mı?

Kesinlikle var. Acıyarak bir şey yapmaktansa profesyonel alana taşımak gerekiyor. Bizim sıkıntımız bu.

Sayın Cumhurbaşkanımızın engelli sporcularla ne kadar ilgili olduğunu yakından biliyoruz. Sizin de yakından gözlemlediğiniz kadarıyla Cumhurbaşkanımızın engelli sporculara olan ilgisi hakkında mutlaka söylemek istedikleriniz vardır.

Sayın Cumhurbaşkanımız çok kısıtlı vakti olmasına rağmen gerçekten de engelli sporcularla ve genel olarak engellilerle çok ilgileniyor. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurmuş olduğumuz Engelsiz Beştepe Youtube kanalı var. Bu, işitme engelliler için ilk Youtube kanalıdır. Kanalda Cumhurbaşkanımızın konuşmalarını ve haberlerden haftalık özet veriyoruz. Haberlerin çevirisini yapıyoruz. İzlenme oranları da oldukça iyi. Tabii yeni yeni tanıyorlar. Biliyorsunuz işitme engelliler Youtube’ı çok fazla kullanan bir kesim değil. İnternette daha çok İnstagram ve Facebook’u kullanıyorlar.

Sessiz gazeteden bahsedebilir misiniz?

Sessiz gazete aslında iki yıldır konuşulan bir proje. Sınırlı imkanlarla çok basit bir şekilde profesyonel bir kamera olmadan, bir telefon kamerasıyla devlet kurumumuz TRT’nin modeliyle yapabildiğimiz ve Youtube üzerinden yayınladığımız işitme engellilere yönelik haber sitesi. Engelsiz Beştepe’nin Sayın Cumhurbaşkanımızın ve devletin konularının dışında daha çok engellileri de ilgilendiren bir platform. Birkaç kere canlı yayın da yaptık. Bu kanal şunun için önemli. Özellikle 15 Temmuz gecesi milyonlarca engelli o gece Türkiye’de neler olduğunu anlamadı ya da beş gün sonrasında olağanüstü hal ilan edildiğinde işitme engelliler ne oluyor diyemedi. Böyle bir proje doğma gereği duyuldu. Günde bazen 3-4 haber bazen daha fazla önemli haberler onlara aktarmaya çalışıyoruz ki onların da fikri olsun. Yüzlerce abonemiz var beğeni sayılarımız artması bile çok önemli çünkü izlenip geçilmiyor olduğunu gösteriyor. Eleştiriler oluyor. Biz de onları dikkate alıp düzetmeye çalışıyoruz. İnşallah ilerde televizyon kanalı da olur. Sessiz gazetenin isim babası İlnur Çevik Bey.

İşitme engellilerde altyazı okuma oranları düşük. Bu okuma yazma oranının düşük olmasından mı kaynaklı yoksa başka bir nedeni var mı?

Gramer farklı olduğu için Türkçeyi anlamada sıkıntı var. Yorum farkı var. İşaret dilinin grameri daha çok İngilizceye yakın, ekleri olmadığı için. Onun için Türkçede anlamada sıkıntı oluyor. Engelliler arasında en çok sıkıntı çeken grup aslında işitme engelliler. Çünkü o harflerin nüanslarını duyamadıkları için ve okuma yazmaları da o anlamda çok gelişemediği için beyin aktiviteleri de ister istemez gelişemiyor. Hizmet almada en mağdur olan kesim işitme engellilerdir.