Alınacak Daha Çok Madalya Var

Alınacak Daha Çok Madalya Var

Abdullah Öztürk 8 yaşında Trabzon’dan Ankara’ya taşındığında olimpiyat şampiyonluğuna giden yolda ilk adımını atmış olur. Ankara’da daha iyi eğitim alabileceğinin bilincinde olan ailesi onu ortopedik engelliler okuluna yatılı olarak gönderir. Okuldaki eski, kötü masada bu spora gönül verir. Bir gün Bedensel Engelliler Spor Federasyonunun “Yerinde Spor” projesi kapsamında antrenörler İlhami ve Yusuf Kılınçkaya milli takıma sporcu seçmek için okula gelir. Sonrasını biz soruyoruz Abdullah Öztürk anlatıyor…

Spora başlama hikâyenden bahsetmeni istesek neler anlatırsın?

Doğan Çağlar Ortopedik Engelliler Okulunda yatılı olarak öğrenim görüyordum. Bir hafta sonu okula masa tenisi milli takım hocaları İlhami ve Yusuf Kılınçkaya sporcu seçmek için geldi. Bu seçmelere katıldım. Zaten masa tenisini çok seviyordum. Okulumuzda bir tane kötü masamız vardı sürekli arkadaşlarla derslerden kalan zamanlarda amatörce oynuyorduk. İlhami hocam beni beğendi, bu sporu profesyonelce yapabileceğimi ve beni başarıya ulaştırabileceğini söyledi. O günden beri 10 yıldır bu sporu yapıyorum.

Yetenekler vardır ama ortaya çıkartılması gerekir denir. Yeteneğini ilk kim, nasıl keşfetti?

Aslında spora tekerlekli sandalye sporuyla başladım. Hafta sonları Altındağ Spor Salonunda maçlar oluyordu. Ben de sürekli maçları izlemeye gidiyordum. Garip İnal ağabey vardı, ona oynamak istediğimi söyledim. Kendisi de antrenmanda deneyebileceğini söyledi ve deneyip beğendi. Daha sonra Çankaya Belediyesine transfer oldum. Ahmet İlker Akın hoca ile çalışıp basketbolda genç milli takıma girmeyi başardım. Adana’da 2008 yılında yapılan U23 Avrupa şampiyonasında 2. olduk. Basketbolla beraber masa tenisini de oynuyordum. Zamanla Avrupa maçları çakıştığı için daha çok sevdiğim spor olan masa tenisini seçtim. Bunda İlhami hocamın çok büyük katkısı oldu.

Kamuoyu seni daha çok Olimpiyat şampiyonu olduğunda tanıdı. Şu andaki ilgi düzeyini nasıl değerlendiriyorsun?

Açıkçası ilgi muhteşem, bu kadarını beklemiyordum. Masa tenisi çok popüler bir spor olmadığı için televizyonda pek yayınlanmıyor. Ama Rio’da düzenlenen Paralimpik Olimpiyatları televizyonda yayınlandığı için herkes takip edip izlemiş. Yolda yürürken, kafede otururken veya bir yere seyahat ederken insanlar tanıyor ve fotoğraf çektiriyorlar. Bunlar çok özel duygular bana göre. Bu kadar ilgi görmemin bence başka büyük bir nedeni de finalde Çinli rakibi yenmiş olmamdır.

Olimpiyatlarda yakalanan başarının sürdürülebilir ve istikrarlı olması için ne gibi projeler üretilmesi gerekir sence?

Türkiye’nin spor alanındaki en büyük sorunu istikrardır. Başarı yakalandıktan sonra sporcular kaybolup gidiyor. Bu durum bedensel engelliler masa tenisi için geçerli değil ama. 2010’dan itibaren sürekli artan bir performansımız var, gittiğimiz her şampiyonada madalyaya oynadık, oynuyoruz. Elbette paralimpik şampiyonluğundan sonra asıl önemli olan bu unvanı korumak. İlhami hocam “Başarı bir şekilde yakalanır ama tesadüf olmadığını kanıtlamanız gerekir” der bize. O yüzden çalışmalarımızı her zamankinden daha disiplinli yapmak zorundayız. Diğer önemli husus da bence başımızda bulunan hocaların başarıya aç olması. Hocalarımızın da bu başarılarla tatmin olacağını düşünmüyorum.

Müsabakalara nasıl hazırlanıyorsun? Gerekli asgari şartların sağlanmasında zorluklar yaşanıyor mu? Ne gibi desteklere ihtiyaç duyuyorsun?

Müsabakalara kamp dışı dönemlerde haftada altı gün üçer saatlik antrenmanla hazırlanıyorum. Kamplarda ise günde çift antrenmanla hazırlanıyorum. Paralimpik oyunlara hazırlanırken son bir senede aylık periyotlarda ayda sadece bir hafta evimize gelebiliyorduk. Diğer zamanlarımız Eryaman Olimpiyat Hazırlık Merkezinde geçiyordu. Toplamda yurt içi 12 kamp yurtdışı 2 kamp ve 5 uluslararası turnuvayla paralimpik olimpiyatlarına gittik.

Sponsor desteğine mutlaka ihtiyacımız var. Paralimpik oyunlar süresince gerek bakanlığımız gerekse bedensel engelliler federasyonumuz tarafından bütün destekler sağlandı. Normalde daha çok sporcunun yetişmesi için sponsor desteği şart.

Şu an 27 yaşındasın ve birkaç olimpiyatta seni şampiyon olarak görmeyi umuyoruz. Totalde hedefinde kaç şampiyonluk var?

Önümüzde 2017 Mayıs ayında dünya şampiyonası var. Öncelikli olarak burada final oynamak sonrasında ise 2020 Tokyo Olimpiyatlarında bu başarının aynısı tekrarlamam gerekiyor. Sağlığım el verdiği sürece 10 yıl daha bu sporu yapıp alabildiğim kadar madalyayı ülkemize getirmeye çalışacağım.

Aktif spor yaşantını tamamladıktan sonra hedefinde antrenörlük ya da yöneticilik yapmak var mı?

Kesinlikle yapmayı düşünüyorum. Şu anda başladım zaten. Kendi antrenmanlarımdan kalan zamanlarda antrenör arkadaşlarla beraber 10 engelli sporcumuzu yetiştiriyoruz. Onları da zamanla başarıya ulaştıracağımızdan eminim.

Antrenman dışında boş zamanlarınızda neler yapıyorsun? Hangi müziklerden hoşlanırsın, hangi sanatçıları beğeniyorsun?

Sinemada yerli filmler izlemeyi seviyorum. Slow müzikler dinlemeyi tercih ediyorum genellikle. Özellikle dinlediğim, sevdiğim bir sanatçı yok. Hoşuma giden bütün sanatçıları dinlerim. Okey, satranç oynamayı severim. Bu sporlarda da iddialı olduğumu da belirtmem lazım.

Başarıya ulaşmanda sana yardımı en çok dokunan, en büyük destekçilerin kimlerdi?

Benim en büyük şansım tabi ki ailemdi. Çünkü beni spora yönlendirdiler ve başarılı olacağıma inandılar. Masa tenisindeki en büyük şansım antrenörüm İlhami Kılınçkaya’dır. Yetenekler vardır kaybolup gider, yetenekler vardır iyi antrenörlerin eline düştüğü zaman dünyaya mâl olur. Ve tabii ki takım arkadaşlarım. Başarımda çok büyük emekleri var. Antrenmanlarımızı yaparken herkes birbirinin iyi olması için uğraştı, çabaladı. Bu başarımız için çok önemli bir unsurdur.

Toplumsal hayatta çeşitli zorluklar yaşanıyor maalesef. Dergimiz aracılığıyla okuyuculara ne gibi bir mesajın olur?

Anne babalara çok büyük iş düşüyor. Engelli çocuklarına ölene kadar bakmaları yetmiyor. Bu çocukları kesinlikle spora yönlendirmeleri gerekiyor. Çünkü spor engelli bireylerin sosyalleşmeleri için olmazsa olmazıdır. Kendi kendilerine, kimseye muhtaç olmadan hayat sürdürebilmeleri için çok önemli. Her platformda anne babalara çocuklarını mutlaka sporla tanıştırmalarını tavsiye ediyoruz.