Caner Ekin: Hedef Manş Denizi!

Caner Ekin: Hedef Manş Denizi!

Caner Ekin’i beş sene önce İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçtiğinde tanıdık. Hatta bir sonraki yıl tekrar aynı başarıyı gösterdi. Ama artık onun hedefi daha büyük. Manş Denizi! Caner’i bu seviyeye taşıyan hocası Osman Akdemir bu hayali gerçekleştirebilmek için destek bekliyor.

Beş sene önce down sendromlu bir sporcunun Boğaz’ı geçebileceğine kimse inanmıyordu. Osman Akdemir hariç!

Osman Akdemir ve Caner Ekin’le birlikte onun hikâyesini konuştuk.

Osman Akdemir, Caner’le 16 yıl önce Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı’nda (ZİÇEV) öğretmenlik yaparken tanışır. “Havuzda ilk yüzüşünden sonra onda yetenek olduğunu keşfettim ve onunla daha yoğun çalışmaya başladım.” diye anlatıyor. Zihinsel engeli olan çocuklara basit şeyleri bile öğretmenin güç olduğu düşünüldüğünde Osman Akdemir’in ne denli zor bir başarıya imza attığını daha iyi anlayabiliyoruz. “Ben proje adamıyım. Daha önce yapılamayanları yapmak, yaparken de ajitasyon yapmamak her zaman prensibim olmuştur. Caner’in de bu camiada rol model olmasını istedim. Zihinsel engelli çocukların da zoru başarabileceğini göstermek amacındaydım. Yıllarca ona has yüzme teknikleri geliştirdim ve Caner kendi yeteneğiyle bunu başardı.” diye anlatıyor Akdemir.

Caner’i yetiştirmeye karar verirken sıkı bir planlama ve çalışma prensibi geliştirip bunu Caner’in ailesiyle paylaşır önce. Ailenin de onayını aldıktan sonra Caner’i adeta bir iğne oyası gibi işler.

Caner ilk başarısını Türkiye Şampiyonası’nda o dönemde down sendromlularda 50 metrelik parkur olmadığı için 25 metrede birinci olarak elde eder. Sonrasında 2003 yılında Dublin’de düzenlenen özel olimpiyatlarda madalya alarak başarısına bir yenisini daha ekler. Ancak hocası için bu tekrarlanan başarılar yetmez ve daha büyük, daha çok ses getirecek bir projeyi kafasına koyar: Caner’in İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçmesi!

“Bu projemi kiminle paylaşsam böyle bir şeyin olamayacağını söylüyordu. Ama Caner’in Cumhurbaşkanı ile tanışmasından sonra medyanın ve toplumun ilgisinin artmasıyla birlikte daha da cesaretlendim ve bunu gerçekleştireceğimize inandım. Ancak önümüzde başka bir zorluk vardı. Boğaziçi yüzme yarışması zihinsel engellilere kapalı bir yarışma. 5 sene önce ilk katıldığımızda yarışmaya katılan 1280 sporcu önceden sağlık testinden geçtikten sonra ancak yüzebiliyordu. Çünkü boğazın hiç şakası yok.” diye anlatıyor. Uzun uğraşlar sonunda özel izinle bir yolunu bulup yarışmaya katılmasını sağlar.

Yarıştan önce Caner’in yüzeceğini görenler önce şaka olduğunu zanneder. Parkuru tamamladıktan sonra olağanüstü bir basın ilgisiyle karşılaşır. Etrafını foto muhabirleri, televizyon kameraları sarar. Milli Olimpiyat Komitesi bir sonraki yıl Caner’i onur konuğu olarak davet eder. Bir yıl sonra Caner ikinci kez Boğaz’ı geçince aslında hiçbir şeyin tesadüf olmadığı ortaya çıkar.

Osman Akdemir, Caner ile elde etmiş olduğu başarıdan sonra çalışma programına iki down sendromlu çocuğu daha dâhil eder. Onun asıl hedefi bu yüzme yarışmalarını uluslararası yarışlara dönüştürmektir. Olimpiyat komitesinin de daha fazla risk almayarak Boğaz yarışlarını zihinsel engelli yüzücülere kapatmasından sonra Osman Akdemir, dünyada ilk kez Ölü Deniz’de Uluslararası Açık Deniz Şampiyonası düzenlemeye başlar. 30 sporcuyla başlattığı şampiyonaya bir sonraki yıl 70 sporcu katılacaktır.

Caner Ekin ve hocası Osman Akdemir bu başarılarla yetinmiyorlar. Kendilerine sürekli daha büyük hedefler koyuyorlar. Şimdiki hedef 34 kilometrelik Manş Denizi’ni yüzerek geçmek!

Bütün hazırlıklar tamam. Eğer destek bulunursa derhal harekete geçmeye hazırlar.

Bize de “Desteğiniz ve şansınız bol olsun!” demek düşüyor.