Hasan Sayyıdan: Başarılarımız Tesadüf Değil

Hasan Sayyıdan: Başarılarımız Tesadüf Değil

Rio Paralimpik Oyunlarında Kadın Milli Golbol Takımı altın madalya kazanarak Türkiye’ye tarihinde bir ilki yaşattı. Bu başarının tesadüf olmadığını söyleyen ve “Şampiyonluk göstere göstere geldi.”diyen Federasyon Başkanı Hasan Sayyıdan şampiyonluğa giden yolu LimitsizSpor’a anlattı.

Dilerseniz Görme Engelliler Spor Federasyonunu tanıyarak başlayalım. Çalışmalarınız hakkında bizleri bilgilendirir misiniz?

Biliyorsunuz Federasyonların kuruluşu daha eski ama 2000 yılında özerk yapısına kavuştu. Başlangıçta hem lisanslı sporcu sayısı hem de kulüpler yetersizdi. 2006 yılında yöneticilik yaptığım dönemde 20-25 kulüp vardı. O dönem en büyük hedeflerimizden biri, görme engellilerin rehabilitasyonu kısmıydı. Engellileri aktif olarak spora yönlendirmek ve böylece sosyal bütünlüğü sağlamaktı amacımız. Zaman içinde de ikincil hedefimiz olan ulusal ve uluslararası başarılar elde etmek için adımlar atılmıştı.  Bunun ilk örneği de 2008 Pekin paralimpik oyunlarında gerçekleşti. Orada yarışabilmek için judo dalında bir sporcumuz kota alma başarısı gösterdi. Kota almış olması bile çok önemli başarıydı o dönem için. Çünkü görme engelliler sporunda ilk kez paralimpik oyunlarına katılım gerçekleşiyordu. Görme Engelliler Spor Federasyonu bundan sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başladı.

Günümüze geldiğimizde 8 branşta (golbol, futbol, futsal, atletizm, judo, satranç, yüzme ve halter)194 kulüp ile hizmet veriyoruz. Son dönmelerde yüzme sporuna ağırlık veriyoruz. 2028 oyunları için10-12 yaşlarında belirlediğimiz 10’a yakın sporcu var. Altyapı çalışmalarıyla geride olduğumuz bu alanda başarıyı elde etmeye çalışıyoruz.

Sporculara ulaşmada ne gibi yöntemler kullanılıyor?

Biz sporculara 194 spor kulübümüz aracılığıyla ulaşıyoruz. Kulüpler sporcuları, sporcu adaylarını buluyor; bu sporcular da federasyon aracılığıyla turnuvalara katılıyor. Şu an 4000’in üzerinde lisanslı sporcu var. Geçen sene aktif spora katılanların sayısı ise 2000 civarında. Belki size bu sayı küçük geliyor olabilir ama onların görme engelli olduğunu unutmamak lazım. Tahminime göre Türkiye’de 400 ile 500 bin civarında görme engelli var. Görme engelliler tüm engelliler arasında en düşük sayıda olan gruptur. Ama eğitim düzeyi açısından en yüksek grup görme engellilerdir. Bu sayıya göre sporcu oranını düşük sayamayız.

Camianızın temel sorunları neler?

Temsil ettiğim kurumun ciddi anlamda sorunları yok. Çünkü devletimiz katkıyı veriyor. Ama federasyonumuzun ciddi anlamda sorunu yok demek görme engelli kulüplerimizin sorunu yoktur demek değil. Devletin federasyona verdiği paradan biz kulüplere harcırah veriyoruz. Bu rakamsal değerler o kulüpte spor yapanlar için yetersiz kalıyor. Dolayısıyla kulüplerimizin sponsor bulmaları zorunluluğu var. Çünkü federasyonun müsabakalar için verdiği rakamlar o sporun yapılması için yeterli değil. Federasyona verilen parayla biz yurt dışına sporcular gönderebiliyoruz, kamplarımızı açabiliyoruz. Mesela golbol takımının başarısını sürekli övüyoruz ama son iki yılda bu çocuklar 17-18 ay kamp yaptılar. Üç beş günlük çalışmayla gelmedi başarı.

Kadın Golbol takımımız Rio’da altın madalya alarak gururumuz oldular. Başarı hikâyenizi bizlerle paylaşır mısınız?

2012 yılında golbol kadın takımı paralimpik oyunlarına gitme kotasını ucundan kaçırdı. İyi bir takımımız vardı ve 2013 yılında Avrupa ikincisi oldu. Bu takımın ilerde madalya alabileceğini çok iyi biliyorduk. Takım adeta biz geliyoruz diyordu. Düşünün ki 2007 yılında kadınlar golbol takımı Avrupa’da C kategorisindeydi. C kategorisini üçüncü lig olarak düşünebilirsiniz. 10 yılda kat edilen mesafe muazzam. Hatta o sene iyi hatırlıyorum, nerdeyse C’den bile küme düşüyorduk. Sonra çok çalışarak önce B kategorisine, sonra A kategorisine çıktık. 2012 Londra paralimpik oyunların ucundan döndük, 2013’te Avrupa şampiyonu olduk. 2015’te de Avrupa şampiyonu olduk ve Rio 2016  paralimpik oyunlar şampiyonu olduk. Bazen çok önemli sporcular çıkar tarihte, mesela yüzmede Mark Spitz gibi. Bizde de golbolde Sevda Altınok diye bir sporcumuz var. Bütün katıldığı turnuvalarda gol kraliçesi oldu. Paralimpik oyunlarda 21 gol attı. Olağanüstü yetenekli. Tanrı onu golbol oynasın diye yaratmış. Erkek sporcular bile attığı toptan kaçıyor. Başarı elde edeceğimizi biliyorduk bu alanda. Bunu biliyor olmak çalışma şevkimizi artırıyordu. Uzun kamplar yaptık, kampların sekizi yurt dışındaydı. Federasyonumuz takım için yapılması gereken her şeyi yaptı. Federasyon, anternörler, sporcular, genel müdürlük, bakanlık hep birlikte bir ürün ortaya koyduk. Devlet para verdi, federasyon inandı, kamplar açtı. Antrenör ve sporcular çalıştı ve paralimpik oyunlarda altın madalya alan bir takım oluştu. 2020’de de altın alacaktır bu takım. Sadece bu değil; Rio’da golbolda altın alırken atletizmde de bronz aldık. Bu da bir ilkti. Judo’da iki sporcu bronz aldı kadınlarda. 2008 yılında Pekin oyunlarına 1 sporcu ile katıldık, 2016 da ise 31 sporcu vardı. Sekiz yılda çok mesafe kat edildi.  Takım sporlarına çok önem veriyoruz. Tokyo’da hedefimiz en az iki takım spor dalında madalya.

Bu başarıların geri dönüşleri nasıl oldu sizce?

Bizim pazarlayacağımız en önemli ürünlerimizden biri golbol branşımız.Golbol takımı Rio’da sadece altın madalya almadı, bu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde takım sporlarında kazanılan ilk altın madalyaydı. Bu kadar muazzam bir başarıyı açıkçası pazarlayamadık.

İkinci önemli branşımız da B1 futbol. Paralimpik bir spor dalıdır. Bu branşta 2015’te Avrupa şampiyonu olduk. Bu da futbol alanında ilk kupadır.Golbolde 2015’te hem kadın hem erkek takımımız Avrupa şampiyonu üstelik. Yani üç takım aynı yıl Avrupa şampiyonu oldu. Bu çok olağanüstü bir başarı ama pazarlamasını beceremedik. Bu konuda yetersiziz maalesef.

ENGELLİLER TÜKETEN DEĞİL ÜRETEN OLMAK İSTİYORLAR

Kasım ayında başkan seçildiniz. Önümüzdeki dört yıla ilişkin projeleriniz nedir?

Federasyon başkanı olarak ben şunu düşünüyorum. Golbolde bir başarı elde ettik. Futbolda da başarımız var, Avrupa şampiyonu olduk, ama paralimpik oyunlarında beşinci olduk. Denebilir ki Avrupa şampiyonu paralimpikte nasıl beşinci oldu? Ama orada bizim önümüzdeki dört takım da Avrupa takımı değildi.  Zaten kendi antrenörümüz fikstür çekiminde de ifade etmişti. “Biz Avrupa takımıyız ama hala dünya takımı değiliz.” demişti. 2018 dünya şampiyonası var orada ilk üçe girmeyi hedefliyoruz. Bu, dünya takımı olma açısından bir gösterge olacaktır. Tabii ki böyle başarılar elde ettik ama bu başarılar nihai değil. Önce kız golbolde elde ettiğimiz başarıyı erkek golbole, futbola judoya atletizme yaymak, madalya aldığımız bu branşlarda madalya renklerini değiştirmek amacını taşıyoruz. Madalyamız bronz ise gümüşe, gümüş ise altına çevirmek; altın sayımızı da yukarı çekmek.  2020 hedeflerimizden birisi üç takımla katılmak. Şu andaki veriler zaten o yönde.

En az iki madalya bizim için bir hedef. İnanıyorum ki bu hedefe ulaşacağız. Tabii ki hedefe ulaşmak lafla olmuyor. Bu hedefler için hazır golbol ve futbol takımlarımız var. Bu takımlarımızda belli bir süre sonra yaş problemleri çıkacak. Dolayısıyla gençlerimizden, ümitlerimizden belli yaştaki sporculardan oluşan alternatif milli takımlar oluşturmayı planlıyoruz. Zaten bu dönem ilk kez gençler kampı açacağız bütün branşlarda. Bugüne kadar hiç yapılmadı. Bu doğrultuda çalışmalar sürdüreceğiz. Bunu iki türlü faydası var. Başarılı sporcu sayısının rakamsal değerini artırmak, ikincisi biliyorsunuz ki insanlar bir hedefe ulaştıktan sonra doygunluk başlar. Var olan başarılı sporcuların doygunluk riskini azaltmak gayesindeyiz.“Ben varsam Türkiye var ya da ben varsam bu takım var, ben varsam federasyon var.” gibi düşüncelerin de bertaraf edilmesi gerekir. Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Herkesin yeri dolar; başkanın da antrenörün de sporcunun da hiç fark etmez. Biz kurumsal başarıyı hedeflemeliyiz. Bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mikro değil makro planlar üzerine kurgulamaya çalışıyoruz. Tabii ki bu yeni bir yapılanma. Belli bir zaman ve belli bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkacak. Bunu hedefliyoruz. İnanıyorum ki görme engelliler olarak Türkiye’yi uluslararası arenada en iyi şekilde temsil edeceğiz ve görme engellilerin neler yapabildiğini topluma göstereceğiz.

Engelliler tüketen değil üreten insanlar olmak istiyorlar. Üreten insan mutlu olur, üreten insan katkı sunar, üreten insan başarıların başlangıç noktasıdır. Engelsiz insanların bizim başarımızı görüp kendi içlerindeki yılgınlıkları, kendi içlerindeki psikolojik travmaları, depresyonları önemsememelerini tavsiye ediyorum. Çünkü depresyonun, yılgınlığın, başarısızlığınana noktasının beyne hükmetmekle geçtiğini bilmeleri gerekiyor.