“Haydi Maça Gel”

“Haydi Maça Gel”

Türkiye basketbol sahalarının ilk engelsiz tribünü TOFAŞ Spor Salonu’nda hayata geçti. Engelli bireylerin sosyal hayatın içinde daha çok yer almalarını desteklemek amacıyla kurulan tribün, 4 Aralık Pazar günü TOFAŞ Spor Salonu’nda oynanan TOFAŞ-Fenerbahçe maçında hizmete açıldı. “Haydi Maça Gel” hareketi ile sporseverlerin hizmetine açılan tribün şimdilik 58 kişi kapasiteye sahip.

Sosyal sorumluluk projeleri ile ön plana çıkan TOFAŞ Spor Kulübü geçtiğimiz günlerde anlamlı bir projeye daha imza attı. Basketbol liginde maçlarını oynadığı yeni spor salonunda 58 kişi kapasiteli bir engelli tribünü inşa ederek açılışını Fenerbahçe ile oynadığı maçta yaptı. TOFAŞ Spor Kulübü ve FİAT markalarının spor alanında yapmış olduğu bu kampanyanın yüzü ve başrol oyuncularından biri 33 yıldır hiçbir engel tanımadan maçlara giden, fedakâr sporsever Alper Şirvan. Ayrıca FİAT markası “Engelsiz Hareket” çatısı altında hareket kabiliyeti kısıtlı sürücü ve yolcuların olabildiğince bağımsız seyahat edebilmelerine yönelik çalışmalar yürütmeye de devam ediyor.

Cerebral Palsi’li Alper Şirvan centilmen bir taraftar ve sporsever profilinin gerçek bir örneği. Yıllarca engelli bireylerin daha iyi yaşam koşullarına sahip olması için mücadele vermiş. Onun bu çabaları sayesinde engelli taraftarlar artık saha hizasından değil, maçları engelli taraftar tribününden izliyor.

Konu ile ilgili kendisinden bilgi aldığımız Alper Şirvan, tribünün hayata geçme sürecini ve tribün deneyimlerini bizimle paylaştı.

TOFAŞ’ın “Engelsiz Tribün” kampanyasının yüzü oldunuz. Yurt çapında bütün salonların engellilere uygun şekilde düzenlenmesine yönelik bu kampanyanın en önemli aşaması, TOFAŞ Spor Salonu’nda engelli tribünü inşası oldu. Sizin bu süreçteki katkınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Uzun yıllardır Bursa’da basketbol maçlarına giden bir engelli olarak yeni yapılan bu güzel salonda maçı pota arkasından ve zeminden seyretmenin yanı sıra engellinin refakatçisinin, tribüne alınmasının olumsuzluklarını TOFAŞ kulübüne bildirdim. Kendileri bu talebime olumlu yaklaştıkları gibi, bu talebimi engellilere yönelik hizmetlerini içeren projelerinin içine dâhil ederek, bu tribün ile başlayan ve ülkenin diğer bütün salonlarına yayılmasını istediğimiz “engelsiz tribün” hareketini de başlatmış oldular. Maçlara giderek böyle bir ihtiyacı gözler önüne serdiğim için çok mutluyum. Yakın bir geçmişe kadar engelliler olarak maçları zeminden ve refakatçimizden uzak seyretmek zorunda olduğumuz Tofaş Spor Salonunda artık bugün, refakatçimizle birlikte güzel bir açıdan ve belirli bir yükseklikten maç seyredebileceğimiz, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan güzel bir “engelsiz tribün” var.

Taraftar olarak sizin çok eski bir tribün geçmişiniz var. Bize o günlerden bahsedebilir misiniz? Nasıl başladı bu sevgi?

Bursa Atatürk Spor Salonunda ilk basketbol maçımı seyrettiğimde 9-10 yaşımdaydım. 1982-1983 sezonunda play-off maçlarının Bursa’da yapılması sebebiyle, birkaç gün içinde o ana kadar anca televizyonda görebildiğim yıldızların tümünü, o salonda ilk defa seyretme imkânı buldum. Tabii bundan sonra basketbol sevgim daha da arttı. Engelsiz insanların çoğunluğunun dahi, Bursa Atatürk Spor Salonunda oynanan muhteşem maçlardan haberi olmadığı yıllarda, ben babamın da desteği ile bir engelli olarak salondaki yerimi alıyordum. Atatürk Spor Salonunda tanışıp dost olduğum benim gibi engelli Nedim Türkmen ağabey dışında maçların sürekli takipçisi olan engelli yoktu diyebilirim.

Atatürk Spor Salonu’ndan çok önemli yıldızlar geçti. Bu efsane salon aynı zamanda tarihi maçlara da şahitlik etti. Neler hatırlıyorsunuz o günlerden?

Dediğiniz gibi kimler geçmedi ki o salondan... Efe Aydan, Erman Kunter, Aytek Gürkan, Emir Turam’la başlayıp Orhun Ene, Levent Topsakal, Ömer Büyükaycan, Hüsnü Çakırgil, Tamer Oyguç, Murat Konuk, Alper Yılmaz, Şemsettin Baş, Tolga Öngören gibi isimlerle devam eden yerli yıldızların yanı sıra, bir döneme damga vuran Paul Dawkins, Michaelle Scearce, Steven Rogers, Rashard Griffith gibi muhteşem yabancılar… Bunların yanı sıra kariyerinin devamında bir NBA yıldızı olan Mehmet Okur’u parkeye ilk çıktığı “çaylak” günlerinden itibaren takip edebilmiş olmak da, bambaşka bir ayrıcalıktı.

Yaşanan muhteşem sonuçlar, içinde bambaşka bir haz taşıyan son saniye basketiyle gelen zaferler, her ne kadar finalde kaybetsek de TOFAŞ’ın final dahil her maçında orada olduğum Koraç Kupası serüveni…

Engelliler için Atatürk Spor Salonunun imkânları nasıldı?

Önceleri basın mensuplarının arkasında, sonrasında ısrarla maçlara giden bizlerin ve engelli derneklerinin katkıları ile diğer tarafta oluşturulan, önü hiç kapanmayan engelli bölümü yapıldı. İlerleyen yıllarda iptal edilse de yan tarafta yapılan engelli tuvaleti de vardı. Bursa Atatürk Spor Salonu nereden bakarsanız bakın hem erişimi hem konforu hem de orada yaşanan güzel hatıralar açısından engelli sporseverler için de unutulmayacak bir mekândı.

Ve bugünkü TOFAŞ Spor Salonu…

Bursa’ya yakışır çok güzel bir salon oldu. Yakın bir geçmişe kadar engelliler olarak zeminden maçları seyrediyor olsak da artık bugün, sadece engelli kartımızı (otomobil ile gelmişsek engelli otopark kartımızı) göstererek refakatçimizle birlikte rahatça girebildiğimiz uygun otoparkı olan, düzayak harika bir salon. 4 Aralık 2016 tarihinde hizmete giren bir de tribünümüz var artık. Maçlara giderek böyle bir ihtiyacı gözler önüne serdiğim için de kendi adıma mutlu olduğumu ifade ederken, duyarlılıklarından dolayı TOFAŞ’a teşekkür ederim.