Medya ve Sporun Gücü

Medya ve Sporun Gücü

ENGELLİLLİĞE İLİŞKİN KALIPLAR VE ÖNYARGILAR YERİNİ İMKÂNLARA BIRAKABİLİR

Medyanın engelli bireylere ilişkin dili hakkındaki önceki yazımda nasıl bir dil kullanılması gerektiğinden bahsetmiştim. Bu yazıda ise önyargıların ve kalıpların yerine eşit hakları olan engelli bireylerin görünürlüğünün ve doğru temsilinin artmasına yardımcı olacak bir medyadan bahsedeceğim. Ayrıca engelli bireylerin sağlıklı yaşam sürmeleri, toplumsallaşmaları ve bireysel yetkinliklerini geliştirmeleri adına sporun önemine; spor ve medyanın işbirliği ile doğru bir iletişime işaret edeceğim.

Medya toplum içerisindeki bireylerin, kurumların ve aktivitelerin enformasyonunu kamuoyu ile paylaşmanın yanı sıra bunlar hakkında kalıplar, önyargılar, tutumlar ve yönlendirmelerde de bulunmaktadır. Oysa medyanın tüm bu ayrımcılık ve istismarları engelleme ve doğru iletişim pratiklerini yerleştirme gücü de bulunmaktadır. Özellikle kadınlara, çocuklara ve engelli bireylere yönelik farkındalığın artması; imkân ve aktivitelerin kişilere duyurulması noktasında gözardı edemeyeceğimiz bir enformasyon kaynağıdır. Son yıllarda internet teknolojisinin gelişmesi ile yeni iletişim platformları da tüm bu amaçlar için uygun ve önemli bir yere haline gelmektedir. Sosyal medya aracılığıyla kişiler, kurumlar, federasyonlar, bakanlıklar ve uluslararası kuruluşlar kendilerini temsil edebiliyor; aktiviteleri hakkında bilgi paylaşabiliyor ve anında etkileşime geçilmesini sağlayabiliyor.

Medyanın ve bu yeni internet iletişiminin gücünü doğru şekilde kullanarak engelli bireyler için hem sağlık hem sosyalleşme açısından büyük öneme sahip olan sporun yaygınlaşması ve görünür kılınması mümkün ve daha hızlı olacaktır. Bu yönüyle baktığımızda engelli bireylerin spora yönlendirilmesi ve toplumsal önyargılardan sıyrılmış birer birey haline dönüşmesi, geleneksel medya ve sosyal medyanın doğru kullanımıyla mümkün olabilecektir. Ama unutulmamalı ki medya metinleri ve içerikleri çoğu zaman yanlış ifade ve temsillerle önyargıları ve toplumsal kalıpları pekiştirmektedir. Spor alanında engelli bireylerin başarılarına yer verirken engelli çocuk ve gençleri spora yöneltmenin yanı sıra medyada “imkânsız kahramanlık”, “acı hayattan başarıya” gibi mağduriyet vurgusu öne çıkmaktadır. Bu noktada, Engelli Kadın Derneği’nin  “Medya Dili Kılavuzu”nda da yer verdiği temel mesaj daha da önem arz ediyor. Kılavuza göre: “Engelli bireyler ve özellikle engelli kadınlarla ilgili yapılan haberlerdeki ayrımcı dilin değiştirilmesine ve engelli bireylerle ilgili basmakalıp düşüncelerin eşit haklar anlayışı temelinde dönüştürülmesine katkı sunulması gerekiyor.”

Diğer önemli bir nokta da çocukluktan itibaren ailelerin ve engelli bireylerin spor yapabilmeleri için erişilebilirliğin artmasıdır. Erişim noktasından haberdar olmak için “kahramanlık” veya “zor hayat” öykülerinin yerine başarı hikâyelerine giden yolda diğer bireylere yol gösterici bilgilerin medya metinlerinde yer alması gerekmektedir. Hangi kurumlar, belediyeler, merkezler ve kuruluşlar spor alanında engelli bireylere nasıl hizmet verdiklerinin ve imkân sağladıklarının haberlerde, filmlerde, dizilerde ve gazetelerde yer alması katkı sağlayıcı olacaktır. G.K.Auslander ve N. Gold’un engellilik ve medya ilişkisi için hazırladıkları raporda spor alanındaki başarıların medya metninde nasıl yer aldığı şöyle sunulmaktadır: Büyük olasılıkla engelin ne üzerine olduğu, engelli bireyin ve ailesinin maddi durumları ve  duygusal yorumlar. Aslında medya metninde, engelli bireyler yaptıkları spor aracılığıyla örnek ve teşvik ettirici bir haberin öznesi olmaktan ziyade “medyatik engellilik” diye adlandırabileceğimiz bakış açısının hâkim olduğu kimi engellilik kalıplarının ve söylemlerinin haber yapılma aracı oluyorlar. Öyleyse medya ve sosyal medyanın sporu engelli bireyler için sosyalleşme, kişisel gelişim ve disipline olma aracı olarak gördüğü ve teşvik edici, imkân sunucu hale getirdiği içeriklere ağırlık vermesi ümidiyle