Medyanın Dili ve Engelli Bireyler

Medyanın Dili ve Engelli Bireyler

Medyanın Dili ve Engelli Bireyler: Ya Mağdur Ya Kahraman

Medyanın engelliliğin tanımlanmasında, toplumsal temsilinde ve yeniden üretilmesinde önemli bir kurucu rolü bulunmaktadır. Bu bağlamda bakıldığında engelli bireyler medyada neredeyse görünmezler. Bu görünmezlik engelli bireylerin deneyimlerinin, başarılarının, sorunlarının ve uğradıkları hak ihlallerinin de görünmez olması anlamına geliyor. Engelli bireyler medyada görünür olduklarında ise engellilikle ilgili önyargıları pekiştirecek şekilde varlık gösterebiliyorlar.“Bağımlı-zayıf-yardıma muhtaç ya da “insanüstü çabalar gösteren kahramanlar” olarak resmediliyorlar.

Bu durumun önüne geçmek için yapılması gerekenler ise şöyledir:

Öncelikle kimi ifadelerden kaçınılmalı. “Özürlü”, “mağdur”, “muzdarip”, “malul”, “hasta” ya da “tekerlekli sandalyeye bağlı/ mahkûm” gibi ifadelerin kullanılmamasına özen gösterilmeli. Engelli bireyin yaşamını dramatize eden mağdurlaştırma söyleminden vazgeçilmelidir.

“Engeline rağmen başardı” gibi ifadeler kullanarak kahramanlaştırma söylemi doğru değildir. Çünkü bu söylem engelliliği bireysel bir sorun haline getiriyor ve engelli olmayı bir çeşitlilik değil, aşılması gereken bir sorun olarak ortaya koyuyor.

Medyada engelli kişiler, engeli ne olursa olsun homojen bir grupmuşçasına resmediliyor ve farklılıkları içeren temsillere yer verilmiyor. Farklı engel türüne sahip kişilerin başarıları, sorunları ve ihtiyaçları farklı olabilir. Medya metinlerinde bu noktaya dikkat etmek gerekiyor.

Medyanın “olay odaklı” haber yapma yaklaşımı engelliliğin bireysel bir sorun gibi temsil edilmesine sebep oluyor. Bu anlayış̧ sorunların “yardım” temelinde çözülmesinin yeterli ve gerekli olduğuna ilişkin bir algı yaratıyor. Ancak mesele bir “hak” meselesi olduğunun altı çizilerek haberleştirilirse önyargıların ortadan kalkması mümkün olabilecektir. Burada da karşımıza “insan hakları yaklaşımı” çıkmaktadır. Haberde ve medya metinlerinde bu yaklaşım temel alındığında engelliliğe karşı “tıbbi model” yaklaşımından da kaçınılmış olacaktır. Tıbbi model engelliliği bireysel bir sorun ve rehabilite-yardım temelli gördüğünden medyanın dili de engelliliğe dair bu imajları yaratacaktır. Oysa “insan hakları yaklaşımı” benimsendiğinde engelli bireyler “hakları olan birer özne” konumunda olacaklardır.

Medyada engelli bireylerle ilgili haber yaparken haberin öznesi olarak onların deneyimlerine yer verilmesi, sorunları ve çözüm önerilerini kendilerinin ifade etmeleri için alanlar açılması önem arz etmektedir.

Medyanın kendisinin de erişilebilir olması gerekir. Erişilebilir televizyon kanalları, erişilebilir televizyon haberleri, erişilebilir dergiler gibi erişimi ve görünürlüğü artan mecralara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu noktada “Limitsiz Spor” gibi bir derginin varlığına ve engelli bireyler için özenle hazırladıkları yazılara teşekkür etmemek mümkün değildir. Ben de bu ailenin içinde bulunmaktan gurur duyduğumu ifade etmek ve başka sayılarda da görüşme dileğimi paylaşmak isterim.