Nazmiye Muslu Muratlı: “Asla Pes Etmedim”

Nazmiye Muslu Muratlı: “Asla Pes Etmedim”

LİMİTSİZ SPOR / ÖZEL

Avrupa ve Dünya şampiyonalarının, Olimpiyat oyunlarının rekortmen şampiyonu Nazmiye Muslu’nun başarıya giden öyküsü yoldan geçen esrarengiz bir kadınla başlıyor. Nazmiye ve annesinin çarşı alışverişine çıktıkları gün karşılaştıkları bir kadının annesine “bu kızı spora başlat” demesinin üzerinden 12 yıl geçti. Önceleri çok istekli değildi ama annesinin ısrarı üzerine haltere başladı. Türlü imkânsızlık ve engellere rağmen asla pes etmeyen şampiyon sporcumuz Nazmiye Muslu Muratlı'a hayatını, başarılarını ve hayellerini sorduk...

Nazmiye Muslu’yu daha yakından tanımak isteyen okuyucularımız için onu nasıl anlatırsınız? Çocukluğunuz, spora başlama hikâyeniz?

Çocukluğumda çok yaramazdım, tüm gün sokakta oynar eve kolay kolay girmezdim. Oyun bozan bir yapım vardı. Şaka tabii, çocukluk işte. Spora da şöyle başladım:  Zaten çocukluğumda dediğim gibi çok yaramaz, aktif bir kızdım. Kendimi hiçbir zaman da engelli gibi görmedim. Bir gün annemle çarşıya gidiyorduk. Yoldan geçen bir kadın bizi durdurdu. Biraz muhabbetten sonra bize bu spordan bahsetti. Gitmek isteyip istemediğimi sordu. Ben önce gitmek istemedim. Ama annem gitmemde çok diretti. Spora başlarsam, kendimi daha iyi hissedeceğimi, arkadaşlarımın olacağını söyledi. Ben de kabul ettim. O günden buralara geldik işte. Annem ikna etmeseydi bugünlere gelemezdim.

Halter sporuna yönelmeniz nasıl oldu? Başka bir spor dalı ile uğraşmak istediniz mi?

Çok çeşitli takımlardan basketbol oynamam için teklif geldi ama ben halteri seçtim. Neden böyle yaptım derseniz; meydan okuma. Belki zoru başarma azmi. Yapabileceklerimin kapasitesini görmek. Halter hiç de kolay bir spor değil. Ama çok mutluyum.

En büyük spor organizasyonu olan olimpiyatlarda rekor kırarak altın madalya almak nasıl bir çalışmanın ürünüdür?

Atatürk “Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim” demiş. Ben de öyle bir sporcuyum. Her gün düzenli olarak belli bir rutin içinde antrenmanımı yapıyorum. Yeme içmeme dikkat ediyorum. İş ahlakım üst düzeyde. Zaten başarılı olmak için bunları yapıyor olman lazım, yoksa sıradan bir sporcu olarak kalırsın. Ben hırslıyım, azimliyim ve de Bayrak aşkıyla yarışıyorum.

Sporda motivasyon çok önemli bir unsur kuşkusuz. Sizin motivasyon kaynağınız nedir?

Yaptığım işin bilincindeyim. Ekstra bir motivasyona açıkçası pek ihtiyaç duymuyorum. Ama müsabakalardan önce beni rahatlatan bazı alışkanlıklarım var. Mesele müzik dinlerim. Müzik dinlerken diğer yandan makyaj yaparım. Saçımla uğraşırım. Ne de olsa her sporda olduğu gibi bu sporda da görsellik çok önemli. Ayrıca kendimi çok daha iyi hissettiriyor.

Televizyondan izlerken sizi inanılmaz hırslı görüyoruz? Ki bu özellikle halter gibi bir spor için olmazsa olmaz sanırım. Spor dışı hayatınızda da bu kadar hırslı mısınız?

Doğuştan gelen hırslı bir yapım var. İstediklerimi elde etme konusunda kararlı oldum her zaman. Küçükken mahallede oynarken de böyleydim, bugün de öyleyim. Antrenmanlarda, müsabakalarda çok hırslıyım. Bunun en temel sebebi titiz ve disiplinli olmamdır. Özellikle büyük turnuvalarda, yarışmalarda daha da hırslı oluyorum. Çünkü milli bir dava için mücadele veriyorsun. Söz konusu bayrağımız olunca gücümün sonuna kadar savaşırım.

Sizin gibi sporcular çok özel sporcular. Bize yaşadığınız zorluklardan bahsetmenizi istersek neler söylersiniz?

Sporcular özellikle de Türk sporcular çoğu zaman büyük fedakârlıklarla yarışırlar. 2010 yılındaki şampiyonada kolum çıkık yarıştım ve rekor kırdım. 2012 Londra Olimpiyatları’nda da, 2013 Avrupa, 2014 Dünya, 2015 Avrupa şampiyonasında çeşitli sakatlıklarım vardı. En son Rio 2016’da sağ ve sol kolumda sinir yırtığı, boyun fıtığı ile mücadele ettim aynı zamanda. Bir de heyecandan yemek yiyemiyorum aç aç yarışıyorum. Ama Allah’ım yardım ediyor.

Engelli sporunun istikrarı ve daha büyük başarılar elde etmesi için yapılması gereken çalışmalar neler olmalıdır? Ne gibi projeler üretilmelidir?

Öncelikle bizim gibi sporcuların varlığı kabul edilip değer verilmeli. Maalesef yeterince değer görmüyoruz. Aldığımız madalyaların, okuttuğumuz İstiklal Marşı’nın değeri verilmiyor. Engelli sporcular her daim ikinci plana atılıyor, görmezden geliniyor. İçimiz dışımız futbol olduğu için ülkenin her yerine futbol stadı yapılıyor. Tamam, yapılsın buna itirazımız yok ama bizlerin de çalışabileceği salonların yapılması gerekmez mi? Engellilere yönelik bir tane bile salon yok. Ne acıdır ki yeri geldi engelli olmayan sporcular bizleri salondan kovdu. Ama ben asla pes etmedim ve muradıma erdim.

Türkiye’de milyonlarca engelli yaşıyor. Engelli çocuğu olan ailelere özellikle ne tavsiye edersiniz?

Daha önce de söylediğim gibi eğer annem spora başlamama ikna etmeseydi, bu ayrıcalıklı başarıları bu mutlulukları asla tadamayacaktım. Derginiz aracılığıyla bir kez daha annelere seslenmek istiyorum. Hemen bugün, vakit kaybetmeden çocuğunuzu en yakın spor salonuna götürün. O çocuklar kendine yakın hissettikleri sporu seçsinler ve asla bırakmasınlar. Bu ülkenin onlara ihtiyacı var.

Aktif spor yaşantınızdan sonra ilerdeki hedefleriniz nedir? Antrenör ya da yönetici olmayı düşünüyor musunuz?

Tabii kendimi emekliliğe hazır hissetmediğim için iddialı konuşmak istemiyorum. Ama aktif spor yaşantım bittikten sonra biraz dinlenirim diye tahmin ediyorum. Sporcu yetiştirmek de en temel gayelerimden biri. Daha fazla madalya kazanan sporcuları yetiştirmek bana gurur verir. Ama dediğim gibi önce bizlere değer verilmeli. Sağlam sporculardan daha çok madalya kazanıyoruz ama onlar kadar destek görmüyoruz. Umarım doğru ve kararlı altyapı hamleleriyle engelli sporun önü açılır ve başarılarımız sürdürülür.