Sedat İncesu: TS Basketbolu Türkiye’nin En Hızlı Gelişen Spor Dalı

Sedat İncesu: TS Basketbolu Türkiye’nin En Hızlı Gelişen Spor Dalı

Galatasaray TS Basketbol Teknik Direktörü Sedat İncesu'yla takımı, hedefleri, hayalleri üzerine konuştuk.

"Hedefimiz tıpkı 1905 yılındaki kurucularımızın söyledikleri ve 100 yıl sonra kurulan tekerlekli sandalye basketbol takımının felsefesi gibi var olduğu sürece Türk olmayan takımları yenmek olacaktır."

 

Koç, 2005’te Galatasaray TS Basketbol takımının kurucuları arasında yer aldınız… Geçen 12 yıllık dönemde TS Basketboldaki gelişimi nasıl buluyorsunuz?

2005 yılında sadece iki ligde yaklaşık 20 takımdan oluşan bir tekerlekli sandalye basketbol organizasyonu vardı. Bu süreçte Avrupa liginde son sırada hatta birkaç defa B ligine düşüp tekrar A ligine çıkmış yani Avrupa’nın 12. sırasında olan bir milli takım vardı. 12 sene sonra milli takım 3 defa Avrupa finali oynadı ve son olarak da Avrupa şampiyonu oldu. Bunun yanında genç milli takımın başarıları, süper lig ve bölgesel liglerde yaklaşık 80 takım olması vb sanırım 12 yılda gelinen seviyeyi iyi özetliyor.

Galatasaray Spor Kulübü TS basketbol takımının 2005 yılından itibaren kazandığı 5 Şampiyonlar Ligi Kupası, 4 Kıtalararası Kupa, bu başarılarla beraber diğer Türk takımlarının Avrupa’da kazanmış oldukları başarılar tekerlekli sandalye basketbolunun bu 12 senede nereden nereye geldiğini göstermektedir. Açıkça belirtmeliyim ki tekerlekli sandalye basketbolu Türkiye’nin tüm spor dallarında son 12 senede en bilimsel en hızlı ve en başarılı gelişim göstermiş spor dalıdır ve bu gelişimin arkasında Galatasaray Spor Kulübü’nün tekerlekli sandalye basketbol ve engellilere bakış felsefesi yatmaktadır.

İşin diğer bir boyutu da ekonomik büyümedir. Tekerlekli sandalye basketbol takımları önceden son derece düşük bütçeler ile yönetiliyordu. Sporcuların bırakın para kazanmayı, ceplerinden para harcayarak basketbol oynadıkları, deplasmanlara gittikleri ve tüm camiada sadece iki sporcunun yaklaşık asgari ücret kadar maaş aldığı bir organizasyondu. Galatasaray Spor Kulübü ve onun getirdiği felsefe ile beraber tarihte ilk defa tekerlekli sandalye basketbol sporcuları ile sözleşme yapılmaya başlanmıştır. Galatasaray Spor Kulübü’nün sporcularına verdiği yüksek maddi ve manevi değerler tüm Türkiye genelinde Avrupa’da ve dünyada önce büyük tepkilere ve şaşkınlığa yol açsa da Galatasaray Spor Kulübü’nün pozitif değerde ısrarcı olmasına ve artarak devam eden bu yaklaşımına herkes ayak uydurmak zorunda kaldı.

Değerlendirme yapmak istediğim diğer bir konu da farkındalık ve felsefedir. Ampute Futbol Avrupa Şampiyonluğu, Galatasaray ve Tekerlekli Sandalye Basketbol A Milli Takımlarının, genç milli takımlarının yaşadığı Avrupa ve dünya şampiyonlukları neredeyse tüm ülkenin her bireyinin engelli sporlarının farkındalığına ulaşmasını sağladı.

Bununla beraber toplumun engellilere bakış felsefesini incelediğimizde son 12 senede çok az miktarda ilerlediğini görebiliriz. Toplumun engelliye bakışı ilk çağlara dayanan hasta olanın, eksik olanın toplumdan uzaklaştırılması, sürüden uzaklaştırılması psikolojisi, insanoğlunun genlerine işlemiş ciddi bir problemdir. Bu Orta Çağ ve İlk Çağ korkularımızdan kurtularak engelli bireyleri kendimize ve toplumumuza bir tehdit, yavaşlatan eksik bireyler olarak görmemeliyiz. Engelli sporcuların toplumu son dönemlerde nasıl gururlandırdığını ve bunu yapmaya devam edeceğini hatırlamak gerekir. Gerçek sosyal rehabilitasyon, toplumda engelli olsun olmasın ırkı, dini, dili ne olursa olsun her bireyi eşit görmektir. Hiçbir ayırım yapmadan toplumdaki her bireye eşit eğitim sağlık spor hakkı verirsek gerçek anlamda ve felsefi olarak da farkındalık olarak da bir devrime imza atmış oluruz.

 

Bu spora genç ve yeni oyuncuları kazandırmanın yolları neler?

Tekerlekli Sandalye Basketbolu dâhil tüm sporlara genç oyuncular bilimsel tekniklerle ve yöntemlerle yetenek seçimi ile yönlendirilir. Dünyada birkaç ekol vardır. Bunlardan bir tanesi Amerikan ekolüdür. Sporu çocuklara okullarında tanıtır ve okullarda başlatır. Bir çocuk okula başladığında eğer spora merakı da varsa mutlaka yapabileceği ve okuduğu sürece gittiği her okulda yeteneklerini geliştirebileceği bir sistem vardır. Doğu bloku ekolünde ise toplumdaki her birey çok küçük yaşta fiziksel ve yetenek özelliklerine göre ayrılarak yine okullarda ve her şehre hatta köylere kurulmuş spor merkezlerinde kendini geliştirerek ülkesini temsil edecek seviyeye gelir. Bizde ise bugüne kadar yapılmış ya da uygulanmış, devlet spor politikası haline gelmiş yetenek seçimi ve ekol çalışması yoktur. Çocukların ilgisini çeken spora yönlendiren sadece ailelerdir.

Okullarda sportif branşların son derece yetersiz kalması, imkânların az olması geleceğin sporcularını yetiştirecek antrenörlerin okullarda değil kulüplerde olması sebebiyle çocuklar gerçek manada spor yapabilmek için spor kulüplerine başvurmak ve gitmek zorunda kalmaktadırlar. Bu sebeple, “spor yapınca derslerin kötüye gider” lafı türemiştir bizde. Diğer ekollerde olduğu gibi eğer çocuklarımız doğru antrenörlerle, yetişmiş eğitmenlerle okullarında buluşabilseler hem derslerini hem de sportif kariyerlerini aynı başarıda sürdürebilirler.

Türkiye’nin en büyük potansiyeli ve nüfusuna sahip İstanbul’da eğer bir çocuk okulu ile beraber sporunu yürütmek isterse, okuldan sonra yaklaşık bir saat spor kulübüne gitmek için ve eve dönmek için de bir saat ekstradan harcayarak günde iki saat sadece yola harcamaktadır. Eğitim çağındaki bir çocuk için bu iki saat spor mu eğitim mi sorusuna ve seçimine yol açmaktadır ve gitgide çocuklar daha çok eğitimi seçtiği için sportif başarı da gitgide azalmaktadır. Anadolu Efes’in 1986 yılında gerçekleştirmiş olduğu ve tüm Türkiye’de açmış olduğu spor okulları ve yetenek seçimi sayesinde basketbol hayatına başlamış ve bu başarılara ulaşmış bir spor adamıyım. Benim en büyük hayalim şu anda uzmanı olduğum tekerlekli sandalye basketbolda ve diğer engelli sporlarında da tüm ülkeye yayılmış yetenek seçimi ve sonrasında doğru ekol ile sporcu yetiştirecek bir organizasyonu hayata geçirmektir.

 

Galatasaray TS Basketbol takımının önümüzdeki yıllardaki hedefleri neler?

Galatasaray Spor Kulübü Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı tıpkı 1905 yılındaki kurucularımızın söyledikleri ve 100 yıl sonra kurulan tekerlekli sandalye basketbol takımının felsefesi gibi var olduğu sürece hedefi Türk olmayan takımları yenmek olacaktır.