Umut Kösemen: Aikidoya Borçluyum!

Umut Kösemen: Aikidoya Borçluyum!

İzmir’de yaşayan ve aikido sporuyla uğraşan Umut Kösemen yıllardır akondroplazinin yeniden kanunen engel sayılması için mücadele ediyor. Umut Kösemen’le hem bu konuyu hem de aikido sporunu konuştuk.

*

Akondroplazi ya da halk dilinde bilinen adıyla cücelik, 2009 yılında yayınlanmış olan engellilik oran cetvelinde engelli sayılmaktan çıkartıldı. O zamandan bu yana siz akondroplazinin tam engelli sınıfında yer alması için mücadele veriyorsunuz. Geçtiğimiz aylarda da Kamu Denetçiliği Kurumu tavsiye kararında “akondroplazi tam engeldir” dedi. Bize bu mücadelenizden ve engelsiz sınıfında olmanın pratikte getirmiş olduğu sorunlardan bahsedebilir misiniz?

Akondroplazi (kalıtsal cücelik) 2009 yılı öncesi yüzde 40 olarak engelli sayılırken 2009 yılında engellilik cetvelinde yer verilmemiştir. Bu süreçten sonra yeniden engellilik cetveline konması için mücadele etmeye başladım. Bu süreç içerisinde Aile, Sağlık ve Maliye Bakanlıklarıyla birçok yazışmalar yapıldı, ayrıca Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a da konuyu iletmeye çalıştım fakat herhangi bir dönüş olmadı. Bakanlıklardan gelen cevaplarda ise konuyla ilgili çalışmaların yapıldığı, yeniden engellilik cetvelinde yer alacağı şeklinde yaklaşık 9 yıldır aynı tip cevaplar aldım.

Kamu Denetçiliği Kurumuna gelecek olursak; 2014 yılında bir baba akondroplazi çocuğu için kuruma başvuruda bulundu. Kurum, gerekli bakanlıklara durumu iletti. Sonuçta o dönemin Aile Sosyal Bakanlığı havadis şeklinde yeniden engellilik cetveline cüceliğin yüzde 40 olarak konulacağını belirtti ama bir gelişme olmadı. Bakanlar bile değişti. Araştırmalarımda bu habere de rastladıktan sonra ben de başvuruda bulundum ve bu babaya verilen cevabın aynısı bana da verildi. Bunun üzerine tekrar başvuruda bulunarak durumu daha detaylı bir şekilde anlatarak, hep aynı cevapların yıllarca aynı şekilde verildiğini ifade ettim. Bu başvuru üzerine, 30 gün içerisinde gerekli bakanlıklardan artık aynı cevabı istemediklerini, bir sonuca bağlanmasını istediklerini ifade eden kapsamlı bir rapor hazırladılar ve sundular. Şimdi bu süreçten sonra sonucu bekliyoruz.

Engelli olarak sayılmadığımız bu süreçte doğal olarak engelliler için daha önceden verilmiş vergi indirimi, erken emeklilik, gibi koşullardan yararlanamıyoruz. Sizi sağlık anlamında engelli olarak görürken kanun önünde engelli olarak görmüyorlar. Bizler iki durum da mücadele ediyoruz. Biri sağlığımız diğeri sosyal yaşamımız.

Mesela, sağlık anlamında ciddi omurga rahatsızlıkları yaşadım, çok sayıda ameliyat oldum. Bütün ameliyatları bana yaşatan fiziki durumum oldu. Bizlerin eklemleri engelsiz insanlarınkine nazaran daha erken deforme oluyor ve buna bağlı olarak hareket yeteneği azalıyor. Bu durumlar günlük yaşantımızı ciddi etkilemektedir. Sokak koşulları, merdivenler… Bir yerden bir yere gitme isteği duyduğunuzda dolmuşa rahatça binememek, para çekme makinelerinin yüksekliği, devlet dairlerinde, bankalarda, yüksek bankolar; derdinizi zar zor anlatma durumları, bir mekâna gittiğinizde size uygun tuvalet sıkıntısı… Daha sayabileceğiniz birçok engel var. Bütün bunların dışında toplum içerisinde gördüğünüz yaklaşım ayrı bir konu.

Akondroplazi sporcularımız var. Kanunen engelli sayılmamalarına rağmen paralimpik sporcu olarak yarışmaları nasıl oluyor?

Ülkemizde paralimpik sporcularımızın arasında akondroplazi durumunda olup madalya getiren sporcularımız bulunuyor. Engelli sporcu kategorisinde yarışıp, madalya getiren bu özel sporcularımız haklarını istediği zaman kanunlar içerisinde engelli kategorisinde gözükmemektedir. Bu bir çelişki değil mi? Ne üzücü bir durum. Spor Bakanlığının bu sporcuların haklarını almak için destek vermesi gerekir diye düşünüyorum.

Siz aikido 3. dan seviyesine gelmiş başarılı bir sporcusunuz. Bize bu spora başlama sürecinizi anlatır mısınız? Bunun yanında belki de aikidonun felsefesine de biraz değinebiliriz.

Bugün 43 yaşındayım, buraya kadar gelmeyi nasıl başardım bazen şaşırıyorum. Bizim türümüz çok uzun yaşamaz. Doğum sonrası ölümler de gerçekleşiyor. Aynı şey benim için de söylenmiş. 1 yaşına kadar ancak yaşar demişler ama çocuk gelişimi öğretmeni olan annem inanılmaz güçlü ve mücadeleci bir kadındır. Şimdiye kadar beni yaşatmayı başardı ve kendisi lösemiyle mücadele ediyor. Sanırım mücadele ruhumu ondan almışım. İşte aikidonun benim hayatımdaki en önemli yeri mücadele ruhumu güçlendirmesi. Topallarken bile antrenman yapardım. Aktif aikido hayatımın 18’inci yılındayım. Şimdiki hocam Mustafa Aygün’ün bir dizide oynadığı rol sayesinde tanıştım bu sporla. “İşte bu! Bunu yapmalıyım. Bu bana hitap ediyor “demiştim. Mustafa Hocamı aradım, kendisi de beni öğrencisi olarak kabul etti. Aikido yaptığım süre boyunca hocamdan hiçbir zaman farklı bir tavır görmedim; olduğum gibi kabul edildim. Arkadaşlarım da aynı şekil de kabul ettiler. Kendimi en iyi hissettiğim yer minderin üzeriydi ve hiçbir zaman antremanlar boyunca farklı bir muameleye tabi tutulmadım. Aikidoda da din, dil, ırk, tip, maddi durum, statü gibi sıfatlar ve özelliklerin yeri yoktur. Aikido bir uyum yoludur, karşınızdakiyle çatışmaya girmeden rakibin kuvvetini kullanarak yön verirsiniz. Zaten hiçbir zaman fiziki olarak çok güçlü biri olmadığım için de aikidonun bu matematiği bana çok hitap etmiştir. Müsabakası yoktur. Kimseyle yarışmak zorunda değilsiniz. En büyük rakip kendinizsiniz. O yüzden her antrenmanda her zaman kendimi aşmaya çalışırım.

Aikido eğitmenliği de yapıyorsunuz. Bu tecrübenizden biraz bahseder misiniz?

Bundan yaklaşık 9 yıl önce hocam artık ders vermemi istedi. Bu istek sizin önünüze geldiği zaman çok büyük bir onurdur. Fakat ben bu sorumluluğu almaktan kaçındım. Hocama, açıkça derse yeni katılacak öğrencilerin önyargılarıyla uğraşmak istemediğimi, eğitim vermenin dışın da sadece minderde antrenman yapmak istediğimi ifade ettim. Hocamın verdiği cevabı hiçbir zaman unutmam “Bu tutumun da senin önyargındır. Nerden biliyorsun sana inanarak derslerine katılma isteğinde bulunacak öğrencilerinin olmayacağını? Çok öğrencinin olması önemli değil seninle aynı yolda yürüyecek antrenman arkadaşlarının olması önemlidir” demişti. Aydınlanmıştım! Hayatımın dönüm noktalarından biridir.

Aikidonun yanı sıra sizin okçulukla da ilgili olduğunuzu biliyoruz. Okçulukta gelecekteki hedefleriniz nedir?

Maymun iştahlı bir ruha sahip değilimdir. Bu yüzden yapmayı seçtiğim bir işi sonuna kadar götürmeye çalışırım. Okçuluk uzun zamandır yapmak istediğim bir spor dalıydı fakat durumumu iyi anlayabilecek, empati duygusu yüksek ve bana yapmak istediklerim konusunda sonuna kadar destek vermesine inanabileceğim bir hocam olmasını istiyordum. Aynı aikidoda yaşadığım durum gibi.

Okçulukta en çok ilgimi çeken hedefle beraber baş başa kalıyor olmak. Yani her ne kadar başkalarıyla yarışıyor gibi gözükseniz de aslında daha çok kendinizle yarışıyor hissini daha fazla verdiğine inanıyorum. Yarışma esnasında yanınızdaki kişinin kaç puan attığını o an bilmeyebilirsiniz. Sonuçta ortada siz ve hedef varsınız ve inanılmaz derece zihin ve beden konsantrasyonu istemektedir. Doğru zamanda, doğru yerde doğru hocayı bulduğuma inanıyorum. Baş antrenör Cumhur Yavaş hocamızın öğrencisi İzmir Büyükşehir Belediyesi antrenörü Esen Dönmez, öğrencisi olmamı kabul etti.

İki buçuk yıldır okçuluk yapmaktayım fakat açıkçası omurgamda geçirmiş olduğum ameliyatlardan dolayı Esen Hocam sabırla yavaş yavaş, hafif yaylarla antrenmanlarımı başlattı, daha sonra kendi fiziksel şartlarıma uygun yayımı yurt dışından getirtebildikten sonra son bir buçuk yılı çok daha sıkı antrenman yaparak geçirmekteyim.

Tabii ki çok erken başlayan okçularla eşit koşullara sahip olmam mümkün değil ama ilk zamanlar bir buçuk saat yaptığım antrenmanlarda 50-60 adet ok atarken şimdi 200 adet ortalama ok atmaktayım. Bu fiziksel koşullarda bu durum benim için inanılmaz. Fakat daha iyisini yapabileceğime inanıyorum.

Neden paralimpik okçulukta yarışmayayım diye düşündüm; şampiyon okçumuz Gizem Girişmen ile temasa geçtim. Bizim durumumuzda olanların paralimpik okçulukta yarışamayacaklarını ifade etti.

Bu konuda da mücadelemi vereceğim. Umuyorum ki bizler de paralimpik okçulukta bir gün yarışırız. Sonuna kadar gitmeye kararlıyım.