Biri Empati mi Dedi?

Biri Empati mi Dedi?

Eskiden engellileri sadece özel günlerde görür, hatırlardık. Son 15 yılda engelliler evlerinden çıkmaya sosyal hayata katılmaya başladı. Onları yavaş yavaş sokakta, spor salonlarında televizyonlarda görmeye başladık. Şöyle bir hafızanızı yoklayın. Onları bu alanlarda gördüğünüzde düşündüğünüz şeyleri. Acıyarak bakardık, değil mi? Çünkü bizim doğamızda vardı bu.

Gazi olmuş 18 yaşındaki tek ayağı olmayan Ahmet’i de, trafik kazasında ayağını kaybetmiş Barış’ı da hep uzaktan severdik. Hatta özel çocukların yanlarına bile gitmez, korkardık. Oysa yoktu onların bizden çok farkı. Sadece birinin kolu, birinin bacağı, diğerinin de sadece gözü yoktu. Bunu anlamak, onları dışlamadan bağrımıza basmak… İşte empati kurmak bu.

Bu girizgâhı niye yaptım biliyor musunuz?

Size engelli dostu bir öğretmenden bahsetmek istiyorum. Şanlıurfa’da özel bir okulda beden eğitimi öğretmeni olarak çalışan Aydın Yıldırım kardeşimizden. Dört yıldır çok ama çok önemli bir proje yürütüyor. Belki de çoğumuzun aklında olanbir projeyi dört yıldır başarılı bir şekilde hayata geçiriyor. Çalıştığı özel okulda yaşları daha kemale ermemiş, sokakta engelliyi görmeyen, görse bile farkında olmayan ilk, orta ve lise öğrencileri ile engellileri bir araya getirdi. Spor yapan engellileri beden eğitimi derslerine konuk alarak engelli sporlarını yeni yetişen nesile tanıttı. Empati burada bitti mi dersiniz? HAYIR.

Bu çocuklar öğrendikleri bu spor dallarını sahada engelli ağabeyleri ve ablaları ile uygulama şansı yakaladılar. Tekerlekli sandalyeye binip tenis oynadılar, ampute futbolda kıran kırana mücadele verdiler. Hatta gözlerini bağlayıp B1 futbol oynayarak engelli kardeşlerimiz ile empati kurdular. Maçlar sonunda tekerlekli sandalye kullanmanın zorluğunu, kanadyen kullanmanın ağrısını, B1 futbolun karanlığını yaşayarak öğrenen bu gençlerin, müsabaka sonunda engelli ağabeylerinin yanına gidip onlara sarılarak “Ağabey ne zormuş, hem tek bacaklı olmak hem de kanadyen kullanmak.” Demeleri empati değil de nedir? İşte, bu çocuklar artık engelliye acıyarak bakmayacak, bakanın da karşısına dikilip yaşadıklarını anlatacak. Büşra ablasından, kolları olmayan Beytullah ağabeyinden, hayata röveşata atan Barış ağabeyinden bahsedecek.

Aydın hoca göle mayayı çaldı. Bence bu iş tüm Türkiye’ye yayılmalı gençlerimiz engelliyi küçük yaşta, okul çağında onların yapmış olduğu spor branşlarını birlikte empati kurarak tanımalı ve yaşamalı.

Peki, bu deneyimi yaşayan gençlerimiz bu işe ne diyor.

Dilerseniz birde onlara sözü verelim:

Hasan Yağız Ekinci 11-A sınıfı

Engellileri anlamak ve duygudaşlık kurmak için bugün burada Eyyübiye Belediyesi ampute futbol oyuncusu, Kenya milli takım kaptanı Dalmas Otieno ile ampute futbol eğitimi alıyoruz. Engellinin bir uzvunun eksik olması ve psikolojik olarak kendisini iyi hissedip top oynaması gerçekten büyük bir başarı. Siz de görüyorsunuz biz arkadaşlarımızla birlikte kanadyen ile tek ayakla yürümeye ve topu kontrol etmeye çalışıyoruz. Gerçekten yetenek ve özgüven isteyen bir branş. Kenyalı kaptan Dalmas, ders boyunca tek ayağıyla ben ve arkadaşlarımı haşat etti. Bu da gerçekten Dalmas’ın bu işi ne kadar ciddiye alıp engelini avantaja çevirip toplumda başarılı bir sporcu olarak kendisini gösterdiğini görüyoruz. Tüm engellileri spora davet ediyoruz ve engelsizlerinde engellilerle empati kurup onlara her alanda yardımcı olmalarını istiyoruz.

Hevra Özbingöl 5-B sınıfı

Engellileri çok iyi anlıyorum. Önümüzü göremediğim için hep düşüyorum kalkıyorum ama eğlenceli. Gözlerim bağlı olduğu için nereye gittiğimi bilmediğimden dolayı bağırmak zorunda kalıyorum. Topun sesine odaklanmak istiyorum ama alışkın olmadığım için daha çok ellerimle yoklayarak ilerlemeye çalışıyorum. Hiçbir zaman duyularımı bu kadar kullanmamıştım ama derslerde engelli spor branşlarını görerek ve uygulayarak yaptığımdan engellileri daha çok anlıyorum.

Sudenaz Saatçi 10-A sınıfı

Engellilerin hayatları gerçekten çok zor. Onlar için çok engel var ama onlar kendi zihinlerindeki engelleri yıktıkları için yaptıkları spor artık zor gelmemeye başlamış, biz onları daha iyi anlamak için empati kurmak zorundayız. Bence engelliler de engelleri var diye hayata küsmemeliler, hep hayatın içinde başarının peşinde koşmalılar. Gördüğünüz gibi arkadaşlarımızla her zaman ayakta oynadığımız bu sporu engellilerle empati yaparak, oturarak oynamaya çalışıyoruz, gerçekten yetenek gerektiriyor. Özgüvenlerinden dolayı onları tebrik ediyorum.

Tebrikler Aydın hocam, tebrikler bu işe destek olan yöneticiler. İnanın yetiştirdiğiniz bu bilinçli genç nesil yüzünüzü kara çıkarmayacak. Rutin hayat şartlarının zorlaşması, teknolojinin ilerlemesi ve çevremizin beton duvarlarla yükselmesi yeni nesil çocuklarının oyun alanlarının daralmasına neden oluyor. Betonlaşan şehirlerde ve yoğun insan topluluklarının olduğu büyük şehirlerde engelli olmak ve hareket etmek oldukça zor. Engelli vatandaşlarımızı anlamak ve empati kurmak tüm vatandaşlarımızın görevidir.

Milli Eğitim Bakanlığı engelli spor branşlarının tanıtımını müfredata koyması halinde Aydın Yıldırım gibi hocalarımızın açmış olduğu bu yol Türkiye’yi saracaktır.