Birol Aydın: Her Engelli Spor Yapabilir

Birol Aydın: Her Engelli Spor Yapabilir

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu (TÖSSFED) son yıllarda ses getiren faaliyetlere imza atıyor. Beş yılda sporcu sayısını üç kat artırarak 21 bine ulaştıran Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Başkanı Birol Aydın, her engellinin yapabileceği bir spor dalı olduğunu söylüyor.

*

Özel Sporcular Spor Federasyonunu daha yakından tanıtmanızı istersek neler söylersiniz? Kaç branşta faaliyet gösteriyorsunuz?

Biz Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu olarak 14 branşta faaliyet gösteriyoruz, bu branşlardan sadece üç tanesi paralimpik branş. Bu yüzden bizim federasyonumuza bağlı sporcuların diğer federasyonlardaki sporcular kadar paralimpik oyunlara katılma şansı yok. Bunun birinci nedeni görme ve bedensel engelli gruplarında daha çok paralimpik branş olmasıdır. İkinci bir nedeni de zihinsel engellilere yani özel sporculara ayrılan kontenjan daha az. Bedensel ve görme engellilerin klasmanları da daha fazla. Mesela özel sporcularda branşlarda tek bir klasman olduğu için dünyadan 12 kişi gidebiliyor. Ama bedensel engellilerde 11 klasman var. Örneğin biz Rio’ya sadece bir sporcuyla gidebildik. İki-üç olsa bile çok büyük başarı olur. Bir de tabii paralimpik komite zaten özel sporculara az kontenjan veriyor.

Neden öyle?

Paralimpik oyunlara zihinsel engellilerin kabul edilişi daha geç oldu; o da sadece üç dalda. Zihinsel engelli sporcu olunca klasifikasyon daha zor oluyor. Mesela yıllar önce İspanya,Tokyo’da yapılan bir turnuvada basketbol takımında engelli olmayan bir sporcu oynatıyor. Madalya alıyor takım. Üç sene sonra oyuncu vicdan azabı duyup itiraf ediyor engelli olmadığını.

Federasyonda şu an ikinci döneminiz. Göreve başladığınız 2012’den bugüne neler yapıldı?

2012’de görevi devraldığımızda federasyon,Türkiye genelinde çökmüş, milli takımları olmayan atıl görünümdeydi. O günden bugüne bakacak olursak; 90 olan kulüp sayısı şu an 520’ye ulaştı. Atletizm yarışları 150 kişiyle yapılıyordu şu an 1800. Masa tenisi ve jimnastik branşlarında 15 olan sporcu sayısı şu an 500. Biz bugün 60 federasyon içerisinde en hızlı kulüpleşen federasyonuz. Toplamda 7000 olan sporcu sayımız şu an 21 binlerde. 30 ilde olan şube temsilciliği bugün 81 ile ulaştı. Özel Sporcular Spor Federasyonu Türkiye’nin parlayan yıldızıdır.

Bu gelişmeyi nasıl başardınız?

Bunun en önemli sebebi çok geniş bir gönüllü çalışan ağı kurmamız. Toplumda önceleri zihinsel engelli çocuklara önem verilmezdi. Hatta hepimiz hatırlarız, haberlerde zincirlenmiş çocukları görürdük. Maalesef bu hayatın bir gerçeğiydi. Ama bugün basketbol, voleybol oynayan çocukları görüyorsunuz. Özel Sporcular Spor Federasyonu gönüllülük esasına dayalı çalışan bir federasyondur. Tüm teknik kurul tüm organizasyon kurulu hepimiz bu esasla çalışıyoruz. Arkamızda da devasa bir gönüllü ordusu var. Bizim yarışmalarımız olimpiyat havasında geçiyor. Mesela atletizm müsabakalarını 1800 sporcu ile yapıyoruz. Futbol maçlarına 100 kulüp 1000 kişiyle katılıyor. Düşünün ki en düşük faaliyetimiz 1000 kişi ve bunu organize edecek gönüllü organizasyon kurulları var.

İkincisi, ben kulüp başkanlığından gelmeyim. Daha sonra organizasyon kurul başkanı oldum, sonra yönetim kuruluna geldim. Sonunda da nasip oldu federasyon başkanı oldum. Bu işin her kademesinde bulundum. 5 yılda IPC lisanlı sporcu sayımız 250’ye ulaştı. İşin içinden geldiğiniz zaman sorunları daha kolay çözüyorsunuz.

Üçüncüsü, belki de en önemli faktör Sayın Cumhurbaşkanımızın engellilere verdiği önem ve onları sevmesi. Onun bizlere talimatı hep şu oldu: “Engelsiz çocuklara spor yaptırabilirsiniz ama önemli olan engelli çocuklara, spor yapamayan çocuklara yaptırmak.” Bizim de sloganımız oldu, “Her engellinin yapabileceği bir spor vardır.”

Siz zihinsel engellilerin toplumdaki en dezavantajlı grup olduğunu söylüyorsunuz. Konuşmalarınızda ailelere mutlaka çocuklarını spora yönlendirmelerini tavsiye ediyorsunuz…

Türkiye’de hiçbir engellinin işi kolay değil, fakat zihinsel engellilerin durumu özellikle daha zor. Bakınız, bir görme engellinin avukat olma olasılığı var. Bacağı olmayan bir doktor görebilirsiniz. Kulağı duymayan sunucu bile var. Bir tek zihinsel engellilerin meslek grubu yoktur ve en ağır gruptur. İki bacağı olmayan bir insanın kolay kolay hakkını yiyemezsiniz. Mesela gururumuz Abdullah Öztürk okuyup avukat olabilir. Onun iş sahibi olması kolay ama down sendromlu milli yüzücümüz Caner Ekin’in böyle bir şansı yok. Ailelerde “Benim çocuğum bir şey olamayacak...” duygusu oluşuyor ve bu durumu kanıksıyorlar. Ben de diyorum ki hiç olmazsa spora yönlendirin ki onların da bir mesleği olmuş olsun.

Sporculara ulaşma konusunda zorluk çekiyor musunuz?

Bizim 81 ilde il temsilcilerimiz var. Türkiye’nin her yerinde ağ şeklinde örüldük. Bu anlamda potansiyelimiz çok yüksek.

Yapmayı düşündüğünüz, yapmayı istediğiniz en büyük hayaliniz nedir?

Tabii ki hedefim ülkemize paralimpik oyunlarda kendi branşlarımızda madalya kazandırmak. Bunun dışında en büyük amaçlarımdan biri, bu özel çocukların hepsini spor sahasında görmek. Bu işi Anadolu’ya yayıp spor yapmayan bir tek kişi kalmasın istiyorum. Çünkü spor yapabilecek durumda olan, yapmayı bekleyen çok engelli var. 20 bin rakamını 40 bine, 60 bine çıkarmamız lazım. Bütçe sıkıntısından dolayı çoğu insan sırada bekliyor.

Dünyaya baktığımız zaman federasyon ve komitelerin bütçelerinin ancak yarısı kamudan geliyor. Diğer yarısının bir kısmı sponsorlar, diğer büyük bir kısmı bağışçılardan geliyor. Türkiye’de dört federasyonda da bu konuda eksikler var. Engelli sporuna bağışçı desteğini artırmak için neler yapılabilir?

Devletin verdiği para ortada… 21 bin sporcuya verilen bütçe 3 milyon TL. Biz, yarışmalara gelen sporcularımızın ve refakatçilerinin yol parasını ödeyip konaklamalarını da sağlamak zorundayız. Türkiye’nin her yerinden gelen sporcular bunlar. 1500 kişinin konaklamasını ve yolunu karşılamak zorundasın. Oteldeki bütün güvenlik önlemlerini almak zorundayız. Odaları onlara göre ayarlamalıyız. Müsabakalar süresince o otelin havuzunu kontrol altına almak zorundayız. Üç gün o oteli kapatmak zorundayız. Ve bunlarıdevletin verdiği 3 milyon TL bütçe ile yaptığınızı düşünün.

Yönettiğim federasyon beş yıldır hiçbir maddi sıkıntı yaşamıyor. O kadar bereketli bir federasyon yönetiyorum ki anlatamam.

Sponsorlar sayesinde mi?

Basın kanalları çok önemli. Caner’i herkes tanıyorsa basından tanıyor. Türk milleti çok duyarlı bir millettir. Türk toplumu kaynakların doğru yere gittiğini gördüğü an her türlü desteğini veriyor. Şöyle anlatayım: Mesela Samsun’da basketbol, futbol ve voleybol müsabakaları yapacaktık. Sporcuların on gün konaklaması gerekiyordu. En kötü otel nereden baksan 70-100 lira. Birkaç arkadaşımla belediye başkanını ziyaret ettik. Durumu başkana anlattık. Başkan da “Samsuna gelince bunları ben misafir edeceğim” dedi. Gençlik ve Spor İl Müdürüne telefon açıp sporcuların Samsun’da kaldığı müddetçe konaklamanın belediyece karşılanacağını söyledi. Atatürk’ün Samsun’a çıktığı Bandırma Vapuru kızağa alınmıştı talimat verdi kızaktan indirtti ve on gün boyunca çocukları gezdirdi.

Gönüllülerimizin yanı sıra sponsor desteği de alıyoruz. Buradan özellikle sponsorlarımızı da anmak isterim.

Halk Bankası Genel Müdürü Ali Fuat Taşkesenlioğlu’na çok teşekkür ederim. Yüzme sporuyla uğraşan bütün çocukların ve antrenörlerin, yaklaşık 1000 kişinin konaklamasını karşıladı.

TESYEV Başkanı Yavuz Kocaömer’e çok teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz kendisi aynı zamanda Türkiye Paralimpik Komitesi Başkanı. Bir gün, bizler için ne yapabileceğini sordu, ben de kulüplerimizin eşofman, ayakkabı, masa tenisi raket gibi malzeme eksiği olduğunu söyledim. Kendisi de sağ olsun her kulübe eşofman, basket topları, ayakkabı, raket, futbol topu… her türlü malzeme desteği sağladı.

Bir teşekkür de Türk Hava Yolları’na etmemiz gerek, yurtdışındaki bütün faaliyetlerimize sponsordur.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’e ve TFF Engelliler Koordinasyon Kurulu Başkanı Ömer Gürsoy’a çok teşekkür ediyorum. TFF 450 bin TL destek verdi. Riva’da özel sporcuların finallerini oynattı. 15 gün milli takımımıza kamp yaptırdı.

Ayrıca, çok önemli bir nokta da federasyon harcamalarını çok dikkatli yapmak... Ben ve arkadaşlarım buna çok özen gösteririz. En ucuz uçak biletiyle uçuşlarımızı gerçekleştiririz. Elli yerden fiyat araştırması yapıp malzeme satın alırız. Mesela müsabakaları yaptığımız illerde lokal sponsorlar buluruz. Antalya’da yapıyorsak, ulaşımı hangi belediyeden alabiliriz diye bakarız. Kumanyayı hangi kaymakamlık valilik verir diye araştırırız. Kaynakları yerinde kullanıp harcamalarınızı düzgün yönettiğiniz sürece, Türkiye’de hangi kapıyı çalarsanız destek bulursunuz, buna inanıyorum.