Eğlenmek ve Mutluluk Başarının Anahtarıdır

Eğlenmek ve Mutluluk Başarının Anahtarıdır

Yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında hangi yaş grubunda ya da şekilde olursa olsun sporun çoğunlukla eğlence aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. İster yapın ister izleyin, bu zaman zarfında yüksek adrenaline bağlı stres ve heyecan bizi başka bir düşünce boyutuna taşıyacak ve belli bir süre de olsa günlük sorunlardan bizi uzak tutacaktır.

Tabii bu durum spor aracılığıyla teoride yaşamamız gereken gerçekler. Ama biz reelde sporu nasıl yaşıyoruz?

Özellikle sporcu ve antrenör için maalesef durum tam tersi. Günümüz dünyasında, gelişmiş ülkeler arası rekabetin en yoğun olarak kullanıldığı alan sportif organizasyonlar olarak göze çarpmaktadır. Tüm ülkeler bu organizasyonlarda ülke bayraklarını dalgalandırabilmek için büyük sportif yatırımlar yapmakta, buna bağlı olarak da milyon dolarlar harcamaktadır. Bu işi bilimsel yöntemler kullanarak ve sporcularını “üst düzey” eğitimli antrenörler ve donanımlı tesislerde yetiştiren ve antrene eden ülkelerin harcadıkları paralar daha da inanılmaz miktarlara çıkmaktadır. Bir gün bir toplantıda üst düzey bir bürokrat “Hocam bu kadar yatırım yapıyoruz ve para harcıyoruz, inan olimpiyatta alınacak bir madalyanın katma değeri bu harcananlardan kat kat daha fazla.” demişti. Devletlerin spor yoluyla elde ettikleri tanıtım geliri harcanan paralardan çok daha fazla olmaktadır.

Gelelim bu güzel cümlelerin arkasından sporu eğlenmekten çıkaran ve yapanı, yaptıranı, idareciyi ve bürokratı tam bir baskı altına alan nedene. “Hesap verme korkusu”. Özellikle performans sporlarında sporcu antrenörüne, antrenör idarecisine, idareci amirine vb. döngü içerisinde herkes birbirine hesap vermek zorunda hissettiği için sporcudan başlayan döngü yanlış işlemeye başlıyor. Sporcu yapacağı davranış ve ortaya koyacağı performanstan çok, sonucu düşünüyor.

Daha işe başlamadan müsabaka sonucunda sadece başına gelecekleri düşünen değil sporcu, bu hayatta kimse başarılı olamaz. Çünkü üst düzey performanslar otomatik olarak hareketlerin birleşimiyle en iyi olarak ortaya koyulur. Şayet siz iyi yaptığınız hareketleri düşünerek ve dikkat ederek yapmaya çalışırsanız ki bu “hesap verme korkusuyla” ortaya çıkan bir durumdur, üst düzey performans ortaya koyarak başarılı olma şansınız yoktur.

Dünyada gelmiş geçmiş sporcuları ve hayatlarını inceleyin, elde ettikleri başarıların en önemli noktası yaptıkları antrenmanları ve müsabakaları eğlenerek yapmalarıdır. Eğlendiğinizde tüm hormonlarınız, kaslarınız, düşünceleriniz kısacası sizi siz yapan tüm sistemleriniz yaptığınız işi ortaya koyabilmek için en iyi şekilde çalışır. Yorulursunuz ama sonunda mutlu olursunuz. Hayatın sırrı “mutlu” olmakta yatar. Hesap vermeyi düşünen belki bir süreliğine başarılı olabilir ama hiçbir zaman mutlu olamaz.

Sonuç olarak, ülkemizde başarısız olmaktan korkan, kaygı seviyesi yüksek ve yapacakları yerine sonuca odaklanmış bir spor camiası yetişiyor. Bunun yerine sorumluluk sahibi, işini seven ve yaptığı işten ve bunu yaparken çektiği sıkıntıdan haz alan ve mutlu olan kısacası eğlenen bir camia yetiştirirsek inanın o zaman gelecek madalyaları koyacak yer bulamayız. Hiçbir zaman şunu aklımızdan çıkarmayalım “eğlenmek ve mutluluk başarının anahtarıdır”.