Engelli Sporcular Bir Camia mıdır?

Engelli Sporcular Bir Camia mıdır?

Limitsiz Spor fikrini hayata geçirmeye karar verdiğimiz sıralarda engelli sporları içinde yer alanlardan sıklıkla aynı karamsar yorumu alıyorduk: “Çok doğru, gerekli bir işe soyundunuz, ama işiniz çok zor… Özellikle bizim camia bu tip işlere sahip çıkmaz.”

Açıkçası bu tür yorumların neden yapıldığını anlamakta güçlük çekiyorduk. Doğru yapılırsa, iyi tanıtılırsa ve sonuçta ortaya konan “iş” kaliteli olursa neden sahiplenilmesin ki?

Beş ay geride kalmıştı ve “bizim camia” denen o büyük topluluğun Limitsiz Spor’u sessiz sedasız sahiplendiğini gördük.

Bazen bazen haber, yazı, resim, fotoğraf göndererek, bazen dergiye abone olarak, bazen sadece sosyal medyada “beğenip” uzaktan izleyerek, bazen eleştirerek, bazen yorum yazarak…

*

Fakat gelin şu “bizim camia” sözünün ardındaki karamsarlığı biraz deşelim.

TDK “camia” kelimesini, topluluk, takım, grup, zümre gibi sözcüklerinin eşanlamlısı olarak tanımlamış. Çoğunlukla belirli amaç ve hedefler doğrultusunda bir arada duran insanları tanımlamak için kullanılıyor. Futbol camiası, Galatasaray camiası, Mülkiye camiası, sanat camiası… gibi.

Peki, engelli sporcular bir camia mıdır? Rastlantısal nedenlerle aynı nitelikleri taşıyanlar bir camia sayılırsa, evet, engelli sporcular bir camiadır.

Diğer yandan, çok parçalı örgütlenmelerine, hedef ve amaçlardaki dağınıklığa, çözüm üretme konusundaki isteksizliğe bakıldığında engelli sporunda, bir yanlışı doğruya yöneltecek, bir eksiği tama çevirecek irade eksikliğini görmezden gelemeyiz.

Engelli spor camiası kendi “iç” sorunlarının çözümünü “dışarıdan” beklentilere teslim etme alışkanlığından bir an önce kurtulmalı. Tek tek sporcuların inanılmaz mücadeleleri ve kendi iradeleriyle başardıklarının fazlası kurumsal olarak da başarabilir!

*

Üçüncü sayımızda yine haberler, başarı hikâyeleri, röportajlar, köşe yazılarıyla dopdolu bir dergi hazırladık.

Yeri gelmişken bizleri ilk sayımızdan itibaren yan yana duruğumuz gazeteci dostum sevgili Lütfü Özel’e, vakit ayırıp özel yazılar yazan sevgili Gizem Girişmen’e; Hacettepe Üniversitesi Sporcu Sağlığı Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun’a; spor psikoloğu Doç. Dr. Hakan Kolayiş’e, TFF Engelliler Koordinasyon Kurulu Başkanı sevgili Ömer Gürsoy’a; TRT’de yıllardır “engelsiz spor”un sesi olan sevgili Cem Çınar’a; yazılarıyla dergiye güç katan Murat Ağca’ya, Kaan Arka’a, Tayfun Bayındır’a ve “mutfaktaki” tüm çalışma arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum.

Her geçen gün daha nitelikli bir spor platformu olma hedefiyle ilerliyoruz. Belki karınca adımıyla, ama ilerliyoruz. Şimdilik önemli olan da bu...