Kadın Engelli Olmak

Kadın Engelli Olmak

"Toplumumuzdaki engelli kadın ve genç kızların kimliği, engelli yerine insan olarak toplum tarafından benimsenmeli, engelli engelsiz ayrımı ortadan kaldırılarak, tüm bireylerin eşit olduğu kavramının toplum olarak daha iyi algılandığı ve benimsendiği bir olgu oluşturulmalıdır. "

Bu yazının amacı; engelli kadın ve genç kızların spor, paralimpik hareket ve adapte edilmiş fiziksel aktivitesi konusunda toplumun, tüm mesleklerin ve bilimsel disiplinlerin farkındalığını artırmaktır.

Kadınların toplum içinde, hem birey hem anne hem eş hem de çalışan olmak gibi sorumluluk gerektiren önemli görevleri bulunmaktadır. Kadınlar bu sorumluluklarını yerine getirirken büyük çaba sarf etmektedirler. Engelli kadınlar ise bu görevleri iki üç kat çaba ile yerine getirmek durumunda kalmaktadırlar.

Sosyal gelişimde kadın ve erkek arasında varsayılan fiziksel farklılıklar erkek imajını dominant ve üstün olarak desteklemiştir. Kadın engelli olmak genellikle hem kadın ve hem de engele sahip bir birey olarak “çifte özür” olarak tanımlanmaktadır. Engelli kadınlar ayrıca erkek dominant toplumlarda baskı altında kadın olarak mücadele etmek ve sağlıklı toplumun oluşturduğu baskı ile mücadele etmek olarak tanımlayabileceğimiz çift engele sahiptirler.

Kadınların fiziksel sınırlılıklarının yanında ekonomik problemler, bilinçli olmayan aileler, eğitim yetersizliği ve engellilere yönelik tutum ve davranışlar gibi pek çok nedenden dolayı sağlıklarının etkilenmesi hayata entegrasyonlarını etkileyen başka bir olumsuz nedendir. 

Engelli kadın bireylerde hayatın birçok alanında eşitsizlik, sağlığın bozulması, sosyal yaşama katılımda kısıtlama yaşam kalitesini etkilemektedir. Bu yüzden engelli bireylerde yaşam kalitesinin değerlendirilmesi ve buna yönelik önlemlerin alınması rehabilitasyon açısından büyük önem taşır.

Engelli bireylerin sportif etkinliklere katılımı toplumun dikkatini engelli bireylere çekerek, olumsuz tutum ve davranışların değişmesinde önemli bir görevi yerine getirmektedir. Sportif aktiviteler yoluyla engelliler toplum içinde iş birliği, paylaşım ve kişilerarası ilişkilerin kurallarını öğrenmektedirler.

Engelli kadın ve genç kızların yarışma sporlarına katılımı 1900 ‘lü yılların başından itibaren görülmekte ve günümüzde de devam etmektedir.

Sporlara katılımda cinsiyet farklılıkları açısından, kadın sporcuların spora katılım oranı çok düşüktür. Bunun en önemli nedenleri içinde bizim toplumumuz içinde geçerli olan; sosyal ve kültürel sebepler, din ve geleneksel toplum değerleri sayılabilir. Katılımlarındaki diğer bariyerler ise klasifikasyon sistemleri, medyanın bu konuya ilgisi ve özeninin olmayışı, rol modellerin azlığıdır.

Pozitif değişimi kazandırabilmek için genç kızların ve kadınların kendini kabul etmesi, toplum tarafından kabul edilme, kişiler arası destek, kurumsal destek ve katılımcı olabilmeleri için yarışma olanakları, farklı rollere dahil olmak tanımlanmalı ve geçerlik kazandırılmalıdır.

Kanada’da 1985 yılında kurulmuş olan DAWN (DisAbled Women’s Network) Kanada toplumunda engelli kadın tam eşitliği ve topluma entegrasyonunu yaygınlaştırarak yerleştirmek amacıyla çalışmaktadır. Görevi “engelli kadının sesi olmak” olarak tanımlanabilir.

Kızlar ve kadınlar engelli sporlarının tüm seviyelerinde yarışma hakkına sahiptirler. Kadınlar paralimpik hareketi başarı ile temsil etmelerine, paralimpik oyunların başlangıcından beri yarışmacı olarak yer almalarına rağmen yetersiz temsil edilmişlerdir.

Türkiye’de engellilerle ilgili federasyonların kuruluşundan itibaren erkek ve kadın sporculara eşit olanaklar sağlanmasına rağmen kadın sporcu sayısı maalesef istenilen düzeye ulaşamamıştır. Fakat paralimpik oyunlarda kadın sporcularımızın başarıları Pekin 2008, Londra 2012 ve Rio 2016 Paralimpik Oyunları’nda erkeklere göre daha fazla madalya ile taçlanmıştır.

Türkiye’nin gururu olan bu sporcularımız toplumumuzdaki kadın ve genç kızlara rol model olmakta, engelli kimliği yerine sporcu kimliği ile sosyal statülerinde önemli bir farkındalık yaratmaktadırlar.

Toplumumuzdaki engelli kadın ve genç kızların kimliği, engelli yerine insan olarak toplum tarafından benimsenmeli, engelli engelsiz ayrımı ortadan kaldırılarak, tüm bireylerin eşit olduğu kavramının toplum olarak daha iyi algılandığı ve benimsendiği bir olgu oluşturulmalıdır.

Toplumda kadının özellikle de engelli kadın ve genç kızların sesi olmak için onların oluşturacağı bir koronun şefi mutlaka fizyoterapist olmalıdır.