Katkı ve Sorumluluk!

Katkı ve Sorumluluk!

LimitsizSpor’a yazmak çok zor. Sorumluluk! Kurduğunuz cümlelerin nereye gideceğinin, nasıl anlaşılacağının yanı sıra, amaca uygun bir katkının da ortaya çıkmasını sağlamak gerekiyor. Şundan büyük mutluluk duydum ama: Meslektaşım TRT muhabiri Cem Çınar’ın uzun süreden beri ekranlara taşıdığı engellilere yönelik spor programının yarattığı enerji/sinerji sayesinde evine kapalı, yaşamla bağ kurmakta zorlanan pek çok kişi sporla tanışmış. LimitsizSpor da bu anlamda engelli vatandaşlarımıza, arkadaşlarımıza, kardeşlerimize, insanlara katkıda bulunacağını hayal ettiğimiz, umduğumuz bir platform.  

İşini içine girince doğal olarak merak, öğrenme, anlama arzusu da tavan yapıyor. Araştırma, sorgulama derdine düşüyorsunuz. Bu çaba içinde yeni sayıda karşılaştığım bir çalışmadan aktarma yapmak istedim. Bilim insanları Erkan Çınarlı ve Gözde Ersöz birlikte hazırlamışlar. Alıntılayacağım bölüm bu derginin yayın amacıyla tam örtüşen ve spor/engelli işbirliğinin temellerinin nasıl atıldığının öyküsü, tarihi ya da başka deyişle:

“Engelli insanlar için dünyada ciddi anlamda sportif çalışmaların başlangıcı 1 Şubat 1945 olarak kabul edilir. O tarihte İngiltere’de Londra’ya yetmiş kilometre uzaklıkta olan Aylesbury kentinde Stoke Mandeville Rehabilitasyon Merkezinde Dr. Ludwig Guttmann tarafından II. Dünya Savaşı’nda şarapnel parçaları ile çeşitli şekillerde yaralanmış parapleji hastalarının rehabilitasyonu için spor kullanılmaya başlanmıştır. Dr.Guttmann ilk olarak okçuluk, bowling, bilardo ve masa tenisi spor dallarını tedavi sürecinde kullanmaya başlamıştır. Fakat bunun yanında ABD’de Boston Perkins Körler Okulu 1832 yılında öğrencilere spor yapmaları için özel kamp bile açmıştır. İlk engelli oyunları Nöroloji Cerrahı İngiliz Sir Ludwig Guttman öncülüğünde düzenlenmiştir. Daha sonra bu olayı takım sporlarına taşıyan Dr. Guttmann, tekerlekli sandalye ile önce polo, sonra da basketbol oyunlarını kullanmaya başlamıştır. Kısa bir süre sonra diğer spor dalları eskrim, cirit, gülle, tekerlekli sandalye yarışı, tekerlekli sandalye ile slalom yarışı ve halter spor dalları olaya engellilere yönelik spor faaliyetleri içerisine katılmıştır. Dr. Guttmann 28 Temmuz 1948 tarihinde I. Stoke Mandeville Özürlüler Oyunlarını düzenlemiştir. 1949’da düzenlediği ikinci oyunların ödül dağıtımı sırasında Dr. Guttmann “Özürlülerin spor etkinliklerinin İngiltere sınırlarının dışına çıkartılıp, uluslararası düzeye getirilmesini” önermiştir. O dönemde çok ilgi görmeyen bu öneriden üç yıl sonra 1952’de Hollanda’dan küçük bir özürlü sporcu kafilesi gelmiş ve ilk uluslararası ilişki gerçekleşmiştir. 1956 Melbourne Olimpiyat Oyunları sırasında Uluslararası Olimpiyat Komitesi, Stoke Mandeville Oyunları Organizasyon Komitesi’ne “Olimpik İdeale Hizmet” ödülü vermiştir. 1957 yılında yapılan oyunlara ise İngiltere dışından 360 sporcu katılmıştır. Aynı yıl “Stoke Mandeville Oyunları Komitesi” kurulmuştur. Oyunlar üç yıl art arda orada yapılmış ve daha sonra olimpiyatların yapıldığı şehirlerde yapılması kararlaştırılmış ve Paralimpiyatlar, Paralimpik Oyunlar doğmuştur. 1960 yılındaki Roma Olimpiyat Oyunları ardından I. Paralimpik Oyunlar 21 ülkeden 400 sporcu ve 300 idarecinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. 1964 Tokyo Olimpiyatları arkasından II. Paralimpik Oyunlar 23 ülkeden, 335 sporcunun katılımı ile yapılmıştır. Bu oyunlara Japon İmparatoru büyük destek vermiş ve oyunları 100.000 kişi izlemiştir. Japonya’da bu oyunların hemen ardından engelli kişilerin eğitimleri için büyük merkezler kurulmaya başlanmıştır. 1968 Meksiko Olimpiyatları sonrası Meksika’nın koşulları gereği engelliler olimpiyatına İsrail talip olmuş ve 28 ülkeden, 750 sporcu ve 300 idareci Tel Aviv’de buluşmuştur. Aynı yıl yine Dr. Guttmann’ın girişimleri ile ilk engelliler stadyumu yapılmaya başlanmıştır ve 2 Ağustos 1969’da 29 ülkeden, 450 sporcunun katıldığı 1969 Uluslararası Oyunları ile Kraliçe Elizabeth tarafından açılmıştır. 1972’de ise paralimpiyatlar Münih Olimpiyatları’ndan önce Heidelberg’de 44 ülkeden, 1000 sporcu ve 400 idarecinin katılımı ile gerçekleşmiştir. 1976’da paralimpiyatlar Montreal Olimpiyatları sırasında Kanada’nın Toronto kentinde 42 ülkeden 2700 sporcu ve idarecinin katılımı ile gerçekleşmiştir. 1980 Moskova Olimpiyatları yapılırken, paralimpiyatlar Hollanda’nın Arnhem kentinde 42 ülkeden 2560 sporcu ve idarecinin katılımı ile yapılmıştır. 1984 yılındaki Los Angeles Olimpiyatları ardından paralimpiyatlar iki ayrı yerde New York’ta 45 ülkeden 2500 kişinin katılımı ve Stoke Mandeville’de 41 ülkeden 1500 sporcunun katılımı ile yapılmıştır. Golbol oyunu Uluslararası Görme Engelliler Sporları Federasyonu tarafından (IBSA) kuralları belirlenmiş ve 1988’den itibaren Paralimpik sporlara dâhil edilmiştir. Golbol IBSA tarafından çeşitli organizasyonlarda bu oyun Dünya ve Avrupa Şampiyonaları şeklinde oynanmaktadır.1992 Barselona Olimpiyatları sonrası aynı yerde IX. Paralimpik Oyunlara ise tam 85 ülkeden 4000 sporcu ve idareci katılmıştır. Türkiye açısından bu oyunların önemi ilk kez bir sporcu ve iki idareciden oluşan bir kafile ile katılımımızdır. 1996 Atlanta Olimpiyatları sonrası yapılan X. Paralimpik Oyunlara 104 ülkeden 3310 sporcu ve 1600 idareci katılınca, Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve de Uluslararası Paralimpik Komitesi oyunlara katılacak sporcu ve idareci sayısına ciddi bir kısıtlama getirilmiş ve dereceler ve kotalar gündeme gelmiştir”.

Bu tabloya Birleşmiş Milletlerin nasıl baktığını da ekleyelim:

“Türkiye BM Engelli Hakları Sözleşmesini imzalamıştır. 50 maddeden oluşan ve taraf olan devletlere, engellilere karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak ve onların yaşam standartlarını yükseltmek gibi yükümlülükler getiren sözleşmede spor alanında sağlanması gereken haklar aşağıdaki gibi değinilmiştir.

Engellilerin her seviyedeki genel spor etkinliklerine mümkün olduğunca tam katılımını cesaretlendirmek ve geliştirmek;

Engellilerin, engelliliğe özgü spor ve eğlence etkinliklerini örgütleme, geliştirme ve bu etkinliklere katılma imkânına sahip olmasını sağlama ve bu nedenle, diğerleriyle eşit bir şekilde onlara uygun bilgi ve eğitimin verilmesini ve kaynakların sunulmasını cesaretlendirmek;

Engellilerin spor, eğlence yerleri ile turistik alanlara erişimini sağlamak;

Engelli çocukların, okullardaki etkinlikler dâhil oyun, eğlence, dinlenme ve spor etkinliklerine eşit şekilde katılabilmesini sağlamak;

Eğlence, turistik, dinlenme ve spor etkinliklerini organize edenlerin sunduğu hizmetlere engellilerin erişebilmesini sağlamak.”

Sadece ülkemizde değil dünyada da iyi şeyler olduğuna/olacağına inanmak durumundayız!