Sessiz Futbolun İmparatoru: Ali Metin

Sessiz Futbolun İmparatoru: Ali Metin

İşitme Engelliler Olimpiyatları, diğer adıyla Deaflympics 2017 Temmuz ayında Samsun’da düzenlendi. 3500 sporcunun mücadele ettiği bu organizasyonda Türk Milli Takımı hem takım sporlarında hem de bireysel olarak büyük başarılara imza attı. İşitme Engelli Futbol Milli Takımı iki Avrupa ve iki dünya şampiyonluğundan sonra olimpiyat şampiyonluğunu da kazanarak başarısını taçlandırdı.

Tüm şampiyonluklarda imzası olan İşitme Engelliler Futbol Milli Takım Sorumlusu Ali Metin’i ziyaret edip başarılarının sırrını sorduk.

Hocam, öncelikle sizleri olimpiyat şampiyonluğundan dolayı tebrik ediyoruz. Daha önce iki Avrupa ve iki dünya şampiyonluğumuz vardı, olimpiyat şampiyonluğu ise bu işin zirvesi. Bütün bu şampiyonluklar 11 yıllık bir çalışmanın ürünü. İşitme Engelliler Futbol Milli Takımı’nın başarının arkasındaki sır nedir?

Başarılarımızı disiplini ve sistemli çalışmaya borçluyuz. Disiplin ve çalışmak benim asla taviz vermediğim prensiplerimdir. Takıma her oyuncu hakkıyla girer, her oyuncu hakkıyla formayı alır.

Siz daha önce çeşitli takımlarda teknik direktörlük yaptınız. İşitme Engelliler Spor Federasyonuna geçişiniz nasıl oldu?

2006 senesinde eski başkan Oktay Aktaş’tan milli takımın başına geçmem için davet geldi. Ben de kabul ederek gönüllü olarak çalışmaya başladım. Ayrıca dışarıda da takım çalıştırıyordum. Mayıs ayında ligler bitince milli takımı kampa alıyordum, uzun kamp dönemleri yapıyorduk. İki sene içinde de bu çalışmaların semeresini aldık ve dünya ikincisi olduk.

Göreve ilk geldiğinizde ligdeki takımların oyuncu kalitesi ne durumdaydı?

Kadro kalitesi çok iyi değildi.  Bunun yanı sıra futbolcularla iletişim kurmam zordu. Bana bir tercüman verdiler ve ona devamlı benim yanımda olması gerektiğini söylediler.  Ben ise prensip olarak saha içine kimseye almıyorum. Saha içinde yalnızım ama iletişim kuramıyorum; peşlerinden bağırıyorum duymuyorlar doğal olarak.  Hareketi göstermek istiyorum ama iletişim sağlayamıyorum. Dedim ki bu böyle olmayacak, işaret dilini öğrenmem lazım. Çünkü kampta tercüman istemiyorum. İlk işim futbol terimlerini öğrenmek oldu. Şut atma, araya kaçma, duvar pası vb.

İletişim dışında farklı zorluklar yaşadınız mı?

O dönemde takım kalitesi iyi değildi, oyuncuların koordinasyonları zayıftı. Her antrenmanda mutlaka koordinasyon çalışmaları yaptık. İşitme engellilerde orta kulak problemi olduğu için dengede sorun yaşanıyordu. Topla beraber koşmaları çok zordu. Topa vurup peşinden koşuyorlardı. Koşu stilleri bozuktu, şut atarken dağılıyorlardı. Biz de bundan dolayı koordinasyon üzerine yoğunluklu antrenmanlar yaptırdık. O zamanlar ben biraz futsal üzerine çalışıyordum. Brezilya’da bu konu üzerine çalışmıştım. Onun temel sistemini getirdim, işitme engellilere bunu uyguladım. Kamp sürelerini uzun tuttum. Böylelikle oyuncuların bireysel yetenekleri üst seviyeye çıktı. Bu sayede 2008 yılında dünya ikincisi olduk. Sahanın içinde 11 yıldız oyuncu vardı, herkes hayran kaldı.

Akabinde 2009 yılında takım biraz geriledi, 2010 yılında da bazı nedenlerden dolayı ben bıraktım takımı. 2011’de takım iyice düşüşe geçti. Avrupa şampiyonasına gittiler ama elendiler. 2012 yılında Başkan yine beni çağırarak takımın başına geçmemi istedi. Ben de sadece önümüzdeki 2012 dünya şampiyonasına kadar çalışabileceğimi söyledim ve tekrar başladım. 2012’de üç aylık kısa bir hazırlık döneminden sonra dünya şampiyonu olduk. Şampiyonadan sonra seçim oldu ve başkan değişti. Yeni gelen başkan benimle çalışmak istemedi. Ben de zaten gönüllü çalışıyordum. Ayrıldım. Onlar başka bir hocayla ücretli olarak anlaştılar. 2013 yılındaki olimpiyatlarda onlar da elendi. Olimpiyattan sonra tekrar bana geldiler teklif ettiler, ben de artık gönüllü değil ücretli çalışabileceğimi söyledim ve kendilerinden gelecek olimpiyatlara kadar 4 yıllık anlaşma istedim. Projelerimin olduğunu ifade ettim ve çalışmaya başladım. Bu projelerde; kadınlar futbolunun geliştirilmesi, ligin süper lig olması, gençlere yönelebilmemiz için yaş sınırı koymak vb. öngörülüyordu. Bu köklü değişimleri yaptıktan sonra da 2015’te Avrupa şampiyonu olduk. 2016’da İtalya Salerno’da dünya şampiyonu olduk. En sonda da 2017’de olimpiyat şampiyonu olduk. Toplamda iki Avrupa, iki dünya bir olimpiyat ve dünya ikinciliği başarımız var. Bunların dışında sadece iki haftalık kamp çalışmasıyla elde ettiğimiz U21 Avrupa ikinciliğimiz de var.

Sözleşmeniz olimpiyatlara kadardı. Devam edeceksiniz değil mi?

Evet, olimpiyatlardan sonra yeni sözleşme imzaladım. Devam ediyoruz. Sözleşme yine dört yıllık. Bir sonraki olimpiyatları da kapsıyor.

Gelecek dönem için de yeni bir nesil yetişecek. Takımın yaş ortalaması kaç şu an?

26. Ama ortalamayı yükselten 4-5 sporcum var. Onları çıkarırsan ortalama 21’e düşüyor. Olimpiyatlarda Venezüella maçında takımın tamamı U21 milli takım oyuncularından oluşuyordu. Geleceğimiz emin ellerde.

Bizim en güçlü rakiplerimiz kimler?

Almanya, Mısır, Rusya, Ukrayna, İngiltere. Tüm bu takımlar her turnuvada favoridir. Futbol işitme engellilerde çok popüler bir branş. Tabii ki biz onlara göre daha yeni bir takımız. 2008’de çıkış yapmaya başladık. Onların geçmişleri daha eski. Biz geriden gelip onları geçtik. Çünkü biz sistemi oturttuk, altyapımızı güçlendirdik. Ve dediğim gibi bizde öncelik disiplin ve çalışmaya verilir. Bunu yaparsan başarılı olursun.

Olimpiyatlarda geniş bir izleyici kitlesi vardı. Olimpiyatlar haricinde süper lige seyirci, sponsor ve medya tarafından ilgi nasıl?

Medyanın ilgisi maalesef yok. Seyircimiz ise oldukça ilgili. İşitme engelli çok büyük bir nüfus var çünkü. Ligimizin sponsoru Turkcell biliyorsunuz. Onların lige desteği var.

 

Milli takımın sponsoru var mı?

Milli takımın sponsoru maalesef yok.  Şampiyonluktan sonra o yönde bir sponsor arayışlarımız başladı. Umarım olur. Süper lig takımlarının da yok. Bakanlıktan gelen bütçeyle, kendi illerindeki belediyelerden, valiliklerden destek alabilirse takımlarını idame ettirmeye çalışıyorlar.

 

Önümüzde hangi şampiyona var?

2019’da Rodos’ta Avrupa şampiyonası var. Yakında eleme maçlarımız başlayacak. Grupta İngiltere, biz ve Çek Cumhuriyeti var.

Finlandiya’da 2018’de futsal şampiyonası var. Mümkün olduğu kadar gençleri götüreceğim. Onun sistemi daha farklı. Gençler orada bir nevi eğitimi alıyor.

Sizin işiniz aslında diğer teknik direktörlere bakarak çok daha zor. İki kat bir efor sarf etmeniz gerekiyor.

Siz bana “Profesyonel futbol takımı mı, yoksa işitme engelliler milli takımı mı çalıştırmak daha kolay?” diye soracak olursanız, kesinlikle profesyonel takım derim. Profesyonel futbolcuya bunu şöyle, şunu böyle yap diye söylüyorsun, yapıyor. Hâlbuki burada uygulamalı göstermem lazım. Ben topu atıyorum koşuyorum, anlatıyorum…

Türkiye Futbol Federasyonun size olan yaklaşımı nasıl?

Bana ilgisi yok ama takıma yaklaşımı farklı. Riva’da kamp yapabiliyoruz. Sporcular açısından önemli bir şey bu. Liglere maddi destek ve malzeme desteği veriyor. Ben prolisans diploması sahibi bir teknik direktörüm. Diplomayı bana onlar vermiş. Ankara Türkiye Futbol Antrenörleri Derneğinin de üyesiyim. TFF’nin eğitim dairesinden kimsenin gelip “Hocam seninle güzel bir çıkış yakaladık. Bunu nasıl başardınız diye” sizin gibi soran kimse yok. Dernekten de soran yok. Bana gelirler ödülümü veririler ama kimse demez ki “Sana bu ödülü veriyoruz ama ne yaptın da veriyoruz? Nasıl yaptın? Hoca gel bize sistemini anlat bu başarıyı nasıl elde ettin?” diye soran yok. TÜFAD düzenli olarak seminer verir, bir kere konuşmacı olarak çağırılmamışımdır.

Hocam bundan sonraki hedefleriniz nedir?

Benim amacım engelli çocuklarımıza hizmet etmek. En büyük idealim kadın futbolunu ileriye taşımak. Güzel bir ekip kurdum, şu an yaş ortalaması 18. Amacımız bu çocukları spora yönlendirmek. Voleybol, basketbol ya da başka bir branş hiç fark etmez. Onların sosyal hayata katılmaları önemli. Mesela benim birçok sporcum beden eğitimi okudu, mezun oldu. Millilikten dolayı üniversiteye direkt girebiliyorlar. Öğretmen olacaklar, meslek sahibi olacaklar. Derece elde etmiş olanlar ömür boyu şeref aylığına bağlanıyorlar. Bu nedenle mutlaka her engelli bir spor branşıyla uğraşmalıdır.

 KUTU: Ali Metin Kimdir

1965 Sivas doğumlu Ali Metin Ankara’da sporun içinde yetişti. Yıllarca amatör olarak futbol oynadıktan sonra Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Yüksek Okulu’nu bitirdi. Çoğu beden eğitimi mezunu gibi o öğretmenliği tercih etmeyerek teknik direktörlük yolunda ilerlemeyi seçti.

25 yaşında Şekerspor altyapısında futbol antrenörlüğüne başladı. Bir süre orada çalıştıktan sonra Petrol Ofisi altyapısında çalışmaya başladı. Profesyonel hayata geçişi 2000 yılında üçüncü lig takımı Aski Spor’da başladı.  2003’te prolisans teknik direktörlük diplomasını aldı. 2003-2005 sezonunda Demir Çelik Divriğspor’da çalıştı. 2008 yılından bu yana Türkiye İşitme Engelliler Federasyonu Futbol Milli Takımlar Sorumlusu olarak görev yapıyor.