Takılmak ve Takılmamak Bütün Mesele Bu

Takılmak ve Takılmamak Bütün Mesele Bu

Bir önceki yazımda Engelsiz programına nasıl başladığımı, programa katılan her konuğun bende nasıl izler bıraktığını anlatmıştım.

Devam ediyoruz…

Engelsiz programında paylaşılan konular, başarılar sıkıntılar hayat tecrübesi oluyor dinleyenlere ve tabii ki bizlere. Ama şunu gördüm, ülkemizde ciddi bir futbol ekonomisi var. O kadar büyük ki bu ekonomi, bu pastadan cebimize para girmese dahi peşinden koşar gideriz, hiç birşeyi görmez gözümüz.

Bırakın engelli sporunu, amatör olarak nitelendirilen hentbol, basketbol, yüzme vs. gibi branşların haberleri bile ne gazetelerde ne de televizyonlarda yer buluyor. Ta ki önemli bir maç ya da şampiyonluk olana değin. O nedenle buna “takılmamak” gerek. İlgi gösterilmiyor serzenişleriyle ortalığı bulandırmanın ve kendi canımızı sıkmanın hiç gereği yok. Biz işimizi yapalım yeter.

Takılmamız gereken, elde ettiğimiz başarının önüne “engel” kelimesini engel olarak koymaları. Bir öğretmen, bir sporcu, bir avukat, bir doktor engeline rağmen bu sıfatları kazanmadı, çalıştığı için kazandı. O nedenle hep birlikte buna takılmalıyız ve tepki göstermeliyiz “Engeline rağmen ....” diye başlayan haber başlıklarına ya da söylemlere.

Önceki sayıda kendimden ve yaşadıklarımdan bahsetmiştim. Bu sayıda gazete yayıncılığıma da değinerek bana ayrılan görevimi tamamlamak isterim. Radyo yayıncılığının yanında bir de gazete yayıncılığı ile uğraşıyorum. 2010 yılında bir kaç arkadaşla birlikte çıkarmaya başladığımız IŞILTI isimli bir gazetemiz var. Aylık yayınlanır ve adreslere ücretsiz dağıtımı yapılır.

Yukarıda bahsettiğim gibi IŞILTI’nın sayılarında hiç zaman engeline rağmen diye başlayan cümleler ya da başlık göremezsiniz. Bu olmamalı.

Bu Dünyada Yol Alan kişiler, Ayağa Kalkıp istedikleri Koşulları Arayan ve Bulamadıklarında Yaratan İnsanlardır” demiş George Bernard Shaw. Evet, düşsek bile ayağa kalkıp en tepeye çıkmak yine bizim elimizde.

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Avukat Turan Hançerli program konuğumdu. Kendisine, “O kadar sıfat geldi geçti neden sizde tabela değişmedi?” diye bir soru yönelttim, o da şu yanıtı vermişti: “Biz derneği kurduğumuz vakitlerde engelliler için arızalılar yürüdü, defolular haklarını arıyor gibi laflar söyleniyordu. Bugün engellilere kadar geldik. Ama inanın bu da tartışılıyor. Biz bekleyelim biraz daha, çıkan sonuçtan biz de memnun kalırsak değiştiririz tabii. Ama pek öyle de gözükmüyor. Önemli olan kelimeye verilen anlam.”

Sonrasında bir anısını paylaşıp bu konuyu doğruladı. Hançerli, bir yakınıyla sohbet ederken televizyonda şehit haberleri veriliyordu. Haberi dinlediği kanaldaki spiker “bu teröristler beyin engelli” ifadelerini kullandı. Bu ifadeden sonra, sıfatın teröristlerle eşleştirilmesinin bu kelimeyi de kirlettiğini ve tartışılması gerektiği fikrini ortaya çıkardığı sonucuna vardıklarını söyledi.

Hem kim demiş engellilere  ‘arızalılar’* diye, aksine biz mevcut arızaları gidermek için kendi hayatımızı ders alsınlar diye onların önüne seriyoruz.

Başarıyor, başarıyoruz, başarıyorlar.

Sağlıcakla kalın. 

* 1964 yıllında yayınlanan bir gazetede engellilerden bahsederken bu ifade kullanılmıştı.