Başarılı Olmak İçin Düşünmek ve Hayal Etmek Yeterli

Başarılı Olmak İçin Düşünmek ve Hayal Etmek Yeterli

Eski bir arkadaşımla hasbelkader denk geldik bir yol üstü kafesinde. İsmi Erdem. Beni görünce gözlerinde öyle bir heyecan vardı ki anlatamam. Uzun süredir beni sosyal medyadan takip ediyormuş. Hep yazmak istese de, birşeyler engel olmuş. Benim, sporcularımızın hem başarı hem de sosyal hayatlarına dair paylaşımlarımı yakından takip etmiş. Her paylaşımımdan sonra içinde hep bir merak uyanmış. Kendisinin engellenen kişi olmadığını belirterek devam etmek istiyorum. Sohbete eski günlerden giriş yapsam da Erdem her fırsatta, bir aralığını bulup bana soru soruyordu. Bense biraz eskilerden bahsedip, yavaş yavaş konuya girmek istiyordum. Ondaki bu heyecanı ve meraklı tavrı görmek beni ayrıca heyecanlandırmış; bir taraftan da ürkütmüştü. Bu diğerlerinin bizi kafalarında nasıl ötekileştirdiğini gösteriyor gibi geldi bana: Uzaydan gelmişiz gibi. Yaptıklarımız dünyanın en zor işi gibi geliyor sanırım. Aktivist sporcu Tuğçe Akgün’ün ‘Sıra Dışı Hayatlar’da dediği gibi, “İnsanlar bizim başarılarımızı o kadar abartıyorlar ki bazen ne yaptım acaba diye düşünesi geliyor insanın.”

Evet gerçek şu; benim başarılı olmam için ne bir bacağa, ne bir göze ne de bir dile ihtiyacım var. Beni başarıya götüren düşüncelerim, duygularım ve hayal gücümün sınırsız olması. Engeller, sıradan insanlara onları sıradışı yapmak için verilen bir özelliktir.

Yanlış Yer ve Zaman

Bu sayıda sizlere Murat Öz’ü tanıtmak ve yaşam hikayesinin sıra dışı anlarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Murat 22 yaşına kadar sıradan bir gençmiş. 2006 yılında bir ramazan gecesinde komşusunun kamyonetiyle ailesini otobüs terminalinden almaya gitmek için yola çıkmış. Anne ve babası Sinop’tan her dönüşte elleri kolları dolu geldikleri için her yıl aynı komşusu ve aynı kamyonetle almaya giderlermiş. O gece sahur yaptıktan sonra yola çıkmışlar ancak nasıl olduysa yollarını kaybetmişler. Otogara farklı bir yoldan gitmek zorunda kalmışlar. Yanlarından hızlıca bir taksi geçip önlerinde durmuş. Taksiden inen kişi şöför tarafından yaklaşarak “Siz bize çarptınız. Bize 15 bin lira borcumuz var” demiş. Ancak yolculuk süresince Murat’ın içinde bulunduğu kamyonet hiçbir yere çarpmamış ve kimseye de borçlanacak bir durum yaşanmamış. Komşusu olan şoför camı araladığı sırada bir yumruk yemiş. Taksiden inen bir diğer kişi ise hiç birşey sormadan belinden çıkardığı silahın içindeki bütün kurşunları Murat’ın da içinde bulunduğu bölüme sıkmaya başlamış. Murat Öz bu saldırıdan 3 kurşunla kurtulurken, komşuları olan şoför hayatını kaybetmiş. Murat o günden sonra hayatına bir parapleji (Omurilik Felçlisi) olarak devam etmiş. Kendi tabiri ile “Yanlış yerde, yanlış zamanda ve yanlış insanla birlikteydim”. Ama bundan bile iyi birşeyler çıkartabiliyor Murat: “Allah’tan dönüşte olmadı. Yoksa annem ve babam da arabada olacaklardı.”

Murat o günden sonra, yarım kalan işlerini tamamladı. Tam 5 ay sonra hayata yeniden “Merhaba” dedi. Engel onun için sadece “yapamama durumu”. Herkesin hayatında bir “yapamama durumu vardır” diyor. Kimi resim yapamıyor, kimi de yemek. Ben de yürüyemiyorum. Yeni hayatına çok takılmayan Murat Öz yarım kalan üniversite eğitimini bitirdi. Sporla tanıştı, antrenörlük kursu aldı. Bugün Okçuluk Milli takım sporcusu ve Bağcılar belediyesinde okçu yetiştiren bir antrenör.