Büyük Buluşma’yı Nasıl Okumalı?

Büyük Buluşma’yı Nasıl Okumalı?

Ocak ayının son günlerinde engelli spor dünyasına sporcu, yönetici ve basın alanlarında hizmet edenler Ankara’da düzenlenen “Limitsizspor Büyük Buluşma” gecesinde bir araya geldi.

Engelli sporunu konuşmaya başladığımızdan bugüne çok yol kat ettiğimizi, geceye katıldığım ilk dakikadan itibaren çok daha iyi anladım. Önceleri sadece televizyonda, sonrasında radyo ve bugün ise Limitsizspor dergisiyle yazılı basında da engelli sporcularımızın başarılarını anlatmaya devam ediyoruz.

Bugün engelli spor branşlarını sadece engelliler değil, her kesimden insan araştırmaya, bilgilenmeye başladı. Engelli sporu markalaşma anlamında değer kazandı. Önceleri rehalibite gözüyle bakılan birçok spor aktivitesi bugün, elit sporcuların performanslarını gösterdikleri alanlar oldu. Hatta yabancı ülkeleri başarı skalasında geride bıraktık. Ancak onları sosyal ve ekonomik alanlarda hâlâ çok gerilerden takip ediyoruz. Bu sorunun, kulüplerin spor şubelerine engelli spor branşlarını da ekleyerek, engelli spor şubelerinin kendi bütçelerini oluşturmalarıyla aşılacağını şünüyorum. Ancak bu gecenin öneminin altını birkez daha çizmek gerek. Günümüzde engelli sporcular çok daha fazla saygı görüyor. Elde ettikleri başarılar çok daha fazla yerde dillendiriliyor. Verilen destekler lütuf olarak değil sonuna kadar destek sloganıyla veriliyor. Sponsorlar sadece yerel belediyeler değil; özel şirketler de artık, formalara isim sponsoru olabiliyor. Büyük buluşma her alanda bu çabaların vücut bulmasıydı bence ve mutlaka devamı getirilmeli.

Rehabilitasyonla Performans Sporunu Ayırmak Gerek

Önemli gelişmelerin yaşanacağının işaretleri, yapılan açıklamalarla kendini göstermeye başladı. Uzun yıllar büyük kulüplerin amatör branşlarının arasına engelli sporlarını da eklemesini bekliyorduk. Beşiktaş ve Galatasaray’ın Tekerlekli Sandalye Basketbol’unda açtıkları şubeler bizi ümitlendirse de gözümüz hep diğerlerini aradı. Örneğin, Fenerbahçe’nin neden bu kulvarda faaliyette bulunmadığını hep merak ederdik. Sarı lacivertli kulüp yakın bir tarihte seçimli genel kurul yapacak. Başkan adaylarından Ali Koç son yaptığı açıklamada, seçilmesi halinde gerçekleştireceği projeler hakkında bilgi verirken, bizi mutlu eden cümleler de kullandı. Ali Koç: “Amatör branşları kapatacağımızı düşünüyorlar. Tam aksine şube sayımızı artıracağız. En kısa sürede iki şube açacağız. Bir tanesi engelliler şubesi diğeri ise e-spor şubesi” dedi. Ali Koç seçilir mi bilemem ama Türkiye’nin lokomotif spor kulüplerinden birinin başkanlığına soyunan bir isimden bu sözleri duymak şahsen beni ziyadesiyle mutlu etti. Sözü geçmişken, Fenerbahçe kulübünde başkan değişmese bile, bu hareketin diğer kulüplere de örnek olması adına sarı lacivertli kulübümüzde  “Engelli Spor Şubeleri”nin açılması en büyük temennimdir. İlerleyebilmemiz için bu şubeleri açarken artık engelli sporcuları vakıf desteklerinden de kurtarmamız gerekiyor. Hem bu görev vakıfların görevi değil hem de kaynakların amacının dışında kullanılabilme ihtimalini doğuruyor. Spor federasyonu çatısı altında sadece spor yapılması ve buna kaynak yaratılması çok hoş. Ama tiyatro, davul zurna gösterisi gibi sanatsal aktiviteleri performans sporcularımızdan uzak tutmakta fayda var. Engelli sporu, rehabilitasyondan performans sporuna geçeli çok oldu. Eskinin hasta insanları olarak görülen kişiler, bugünün elit sporcuları olarak ülke bayrağını göndere çektiriyor.

Siyasetten uzak, başarının her alanda ortak paylaşıldığı yarınlar dileğiyle...