Güzel Olan Kendimizi Fark Ettik

Güzel Olan Kendimizi Fark Ettik

8 yıldır Işıltı Gazetesi’nde, 7 yıldır da NTV Radyo’da bize özel haber ve ayrıntıyı paylaşıyorum ulaşabildiğim her yere. Farklıyız. Neden farklı olduğumuzu göstermek gibi bir çabamız var diye diye bugünlere geldik. Şu an yazımın yer alacağı dergi de belki bizim itelediğimiz bu süreçle yayın hayatına “Merhaba!” dedi.

Bu süre sonunda ve bu yazıyı yazmayı düşünürken aklıma düştü. Biz bu işi yaparken esasında toplumdaki farkındalığı artırmak yerine kendi içimizdeki “bizi” fark ettik. Seneler önce dünya şampiyonu olmuş bir sporcu gazete sayfalarında küçük puntolarla kendine yer bulurken, bugün her mecrada kendine yer bulabiliyor. Radyo frekanslarında, televizyon ekranlarında, gazete ve dergi sayfalarında ve tabii sosyal medya hesaplarında kendinden bahsedildiğini izledikçe “Ben şampiyonum!” duygusunu tam olarak yaşamaya başlıyor. Tam tersi bir durumda kendinden az bahsedilince, çalışma temposunda bazı değişiklikler yapma isteği doğuyor içinde. Yani gündemde kalmak için sürekli bu başarıyı aşağıya düşürmemesi gerektiğini biliyor artık. Farklı alanlara açılmaya başlıyor.

Kendini Sanatla Keşfeden Ece Aytaç’ın Hikâyesi

Ece Aytaç, bir dansçı. Kendini fark ettikten sonra, içinde yeni cevherleri keşfetmeye başlıyor. Wheelchair DANCE Project (Tekerlekli Sandalye Dans Projesi)  grubunun bir üyesi. Deli gibi dalış sevdalısı. Seneler önce yüksekten düşme sonucu omurilik felçlisi olmuş. Dans, yüzme, sosyal projeler derken, şimdi de yazıya gönül vermiş. Kaza ile kopan kanatlarına, “Elmas’ın Kanatları” isimli kitabıyla, yeniden sahip olmaya hazılanıyor. Umut etmeye, ya da hatırlatmaya çalışıyor. Ben birkaç tiyo aldım kendisinden. Kitap bittiği vakit hepimiz bu satırları okuyacağız elbet. Çok ısrar etmeme rağmen çıkmamış kitabın kapağını paylaşmadı benimle, haklıydı. “Sürpriz olsun, çıkınca görsün herkes” dedi.

Kendi kelimeleriyle “Elmasın Kanatları”nın hikayesi.

“Ben hikâyemi yazmaya çocukken karar verdim. 'Yazar olacağım' derdim hep… Yazmaya hakkını verecek bir şey yaşadım. Hayatımın dönüm noktasıydı bu. Kâğıda dökülenlerin kitap haline gelip, okunup birçok hayata dokunmasını istedim. Asıl amacım, yaşadıklarımı paylaşarak herkesin başarabileceğini göstermek. Hayata ve onun parçası olan tüm güzellikleri, bakmayıp görürsek ne kadar şanslı olduğumuzu anlayabildiğimiz ve istediğimiz her neyse tam olarak inandığımız takdirde başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Aldığımız her nefes bir mucize, şükür sebebidir. Her nefes yeni bir umut doğurur içinden. Hep buna inandım. Geçmişi silmemeliyiz çünkü o bizi biz yapandır. Onu silmeden inatla daha sağlam basmalı ve mücadele etmeliyiz. Hayatı hayat yapan bizleriz. Bu kitapta elbette acı hikâyeler de olacak hepsi bire bir yaşadıklarımdır. Yolunuza kandil ışığı, gücünüze güç katıyor olursam ne mutlu bana. Hayat direnmektir, unutmayın. Unuttuklarım dışında her şey var burada. Elmasın kanatları her zaman uçmaya devam edecek. Tüm zorluklara rağmen…

Ece ilk satırlarımda bahsettiğim figürlere kocaman bir örnek: “Üretmeliyim, içimde gizli beni bulmalıyım. Herkes beni duymalı. Beni duyuranlar var” diyenlerden oldu. Toplumun farkındalığını artırmaya çalışıyoruz. Ve ben artık toplumun değil, bizlerin içimizdeki farklılığımızı, değerimizi artırmaya enerjimizi harcamamız gerektiğini söylüyorum.

Sıradışı Hayatlar Başladı...

Bu vesileyle yeni bir projeyi de dillendirelim. “Engelsiz'in yazlık versiyonu” dedik ama proje kendini aşacak gibi. Sıradışı Hayatlar, Ntv Radyo’da yayınlanmaya başladı. Artık hafta içi her gün, her an Ntv Radyo’yu dinlerken bizden birilerinin sesini duyacaksınız. Günlük bir program. Biz de 'corner' derler. İçinde sadece sen olacaksın. 6-7 dakikaya sığdırılmış bu hayatın bize özel biyografileri olacak. Bu diğerlerinin “ben de başarırım” demesine yardımcı olacak. Farklı olduğunu burada hissetmesini, kendini bulmasını sağlayacak. Bırakın toplum bizi fark etmeye kendisi çabalasın, biz ise tadını çıkarıp, “Ben neymişim de haberim yok” duygusunun tadını yaşayalım.

Farklı olabilmenin tadını bulmanız dileğiyle..