Spor Yönetimi ve Sporcu Komisyonları

Spor Yönetimi ve Sporcu Komisyonları

Türkiye'de spor yönetiminde ve politika geliştirme sürecinde, sporcu bakışının eksikliği acil olarak ele almamız gereken bir konu. Zira hâlâ ne ulusal spor federasyonları bünyesinde ne bakanlık ne de Türkiye Milli Paralimpik Komitesi nezdinde aktif çalışan sporcu komisyonlarımız var. Oysa sporcu odaklı bakış açısının ülkemizde de içselleşmesi, sporcu komisyonlarının kurulması ve aktif olarak çalışması yoluyla daha etkin hale gelecektir.

Spora ilişkin sorunları bir masa etrafında tartışırken, sahadan gelen insanların deneyimlerini, yaşadığı sorunları ve pratiğin nasıl olduğunu da anlamalısınız ki ayağı yere basan, gerçekçi politikalar ve uygulamalar gerçekleşebilsin.

Günümüzde iyi ve etkin bir spor yönetimi için karar alma süreçlerine sporcuların da dâhil edilmesi en temel unsurlardan biri olarak dillendirilmekte. Spor kuruluşlarında sporcu komisyonlarının kurulması ve aktif olarak çalışması, sporcu odaklı bakış açısının içselleşmesini sağlayan en etkili uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde pek çok spor kuruluşunda sporcular, artık sporcu komisyonları ve genellikle yönetim kurulu üyesi olan sporcu komisyonu başkanları aracılığıyla en üst seviyede yönetime etkin katılım sağlamaktalar. Sporcu komisyonu olan bazı kuruluşlara örnek olarak; Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), Milli Olimpiyat Komiteleri Birliği (ANOC), Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC), Uluslararası Spor Federasyonları (IFs), Milli Olimpiyat ve Milli Paralimpik Komiteleri (NOCs&NPCs), Ulusal Spor Federasyonları, Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları Organizasyon Komiteleri (OCOGs), Dünya Dopingle Mücadele Ajansını (WADA) sayabiliriz.

Elbette her kuruluşun farklı yapısı, kültürü ve işleyişi olması sebebiyle, sporcu temsilinden etkin bir şekilde faydalanmanın da doğal olarak birçok farklı uygulaması var.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) sporcu komisyonu, 8 yıllık bir görev süresi için geçmişinde hiçbir doping ihlali ve cezası bulunmayan, çoğunluğu sporcuların oyları ile seçilen, temsil görevini üstlendikleri süre içerisinde IOC üyesi olarak da görev alabilen, aktif veya emekli olmuş en fazla 23 sporcu üyeden oluşuyor.

Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) sporcu konseyi üyeliğinin ön koşulu ise aktif bir sporcu (son iki yaz veya kış paralimpik oyunlarından en az birinde yarışmış sporcu) olmaktır. IPC sporcu konseyi 6 yaz spor branşı temsilcisi ve 3 kış spor branşı temsilcisinden oluşmakla birlikte, konseyin oluşumunda engel türlerinin eşit dağılımı, coğrafi temsil ve cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı durumlarda, temsil eşitliğini sağlamak için ilave sporcu temsilcileri oy hakkı olmadan söz konusu eşitsizliği gidermek için sporcu konseyi tarafından önerilebilmekte ve yönetim kurulu tarafından üyeliğe kabul edilebilmekteler. Benzer bir uygulama Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nde de bulunmaktadır. Sporcuların oyları ile seçilen sporcu komisyonu üyeleri haricinde, IOC başkanı, cinsiyet, bölge ve spor branşlarının eşit temsilini sağlamak adına gerekli gördüğünde 7 üyeye kadar atayabilmektedir. Dünya Olimpik Sporcular Birliği ve Uluslararası Paralimpik Komitesinin de bir temsilcisi IOC sporcu komisyonunda yer alır.

Sporcuların geleceğin spor idarecileri olacağı düşüncesinden hareketle Uluslararası Triatlon Federasyonu’nca hayata geçirilen “açık koltuk”* uygulamasında ise, herhangi bir triatletin, sporcu komisyonu üyesi olsun olmasın, yönetim kurulu toplantısına katılarak en üst düzeyde ele alınan konuları takip ederek deneyimleri ile katkı sağlamasına olanak sağlanıyor.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi, sadece kendi bünyesinde değil dünyadaki milli olimpiyat komiteleri düzeyinde de etkin sporcu temsili sağlamak için bazı girişimlerde bulundu. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, bir sporcunun IOC sporcu komisyonuna aday olabilmesi için, bağlı olduğu milli olimpiyat komitesi ve temsil ettiği spor branşının uluslararası spor federasyonunun bünyesinde aktif bir sporcu komisyonu olması şartını getirdi. Söz konusu kriter, birçok milli olimpiyat komitesini sporcu komisyonu kurmak için harekete geçirdi. Önümüzdeki süreçte Uluslararası Paralimpik Komitesinin (IPC) de benzer bir uygulamayı yürürlüğe koyması güçlü bir olasılık…

Görüldüğü üzere ana amaç, farklı deneyimlerle çeşitlenmiş bir temsiliyet sağlamak. Çok çeşitli uygulamalar olsa da etkin bir sporcu temsili, karar alma süreçleri ile sahadaki deneyim arasındaki bağlantı ve iletişim kanallarını güçlendirmekten geçiyor. Uluslararası arenada dopingle mücadele komitesinden tutun da en ufak komisyona kadar her türlü oluşumda, en az bir sporcuyla, sporcu bakışı ve deneyimi temsil ediliyor.

Ancak ülkemize baktığımızda, sporcu temsilinin çok da gelişmiş olduğunu söyleyemeyiz. Türkiye'de spor yönetiminde ve politika geliştirme sürecinde, sporcu bakışının eksikliği acil olarak ele almamız gereken bir konu. Zira hâlâ ne ulusal spor federasyonları bünyesinde ne bakanlık ne de Türkiye Milli Paralimpik Komitesi nezdinde aktif çalışan sporcu komisyonlarımız var. Oysa sporcu odaklı bakış açısının ülkemizde de içselleşmesi, sporcu komisyonlarının kurulması ve aktif olarak çalışması yoluyla daha etkin hale gelecektir.

Sonuçta spor, sporcudan bağımsız düşünülemez. Sporun temel aktörü olan sporcunun deneyimi ve katkısı ile tamamlanan bir sistem, spor politikalarının mutfağına uzun süredir göz ardı edilmiş durumda. Nerede olduğumuzu tespit etmek, varmak istediğimiz nokta açısından önemli bir başlangıç olacaktır.

*open seat policy